27 Temmuz 2013 Cumartesi

200- BİR DOSTUN,DOSTLUĞU VE DOSTLUK ÜZERİNE SERENAT!


BİR DOSTUN, DOSTLUĞU

VE

DOSTLUK ÜZERİNE SERENAT!

 
            22 Temmuz günü Sayın Osman TÜRKOĞUZ(*), telefonla aradı…

Hoş beşten sonra “FITIK AMELİYATI olacağını” söyledi.

Ne diyeceğimi bilemedim…

Telefonu kapatınca; düşündüm…

Komutanım, Öğretmenim, Dostum; gönlü ve zihni genç olsa da, 82 yaşında yaşam mücadelesi verecekti…

Şekeri de vardı… Daha önce de ciddi bir operasyon geçirmişti…

Ve geçmişte bir hastane serüveninde; CÜZDANINI YİTİRİNCE; cüzdanından yalnızca benim telefon numaram çıktığından bana ulaşılmıştı…

1977 yılında başlayan ilişkimiz; yoğunlaşarak; emir komuta bağından öteye geçerek kadim dostluğa dönüşmüştü…

 
Tekrar ben aradım; “HASTAHANENİN ADINI VE AMELİYAT SAATİNİ” SORDUM…

Söyledi, “ama gelmene gerek yok” dedi…

Eşini aradım, o da teşekkür ederek; gelmene gerek yok dedi…

Kararsız halde idim…

Doğrusu 55 km uzakta da olsam, konuklarım da olsa, gitmemek içime sinmiyordu…

 
Bir süre sonra; ortak bir dostumuz, bana ileti yazarak; “OSMAN BEYİN AMELİYAT OLACAĞINI, DUYDUĞUNU VE KENDİSİNDEN BAŞKACA DA HABER ALAMADIĞINI” bildirdi…

İki gözü de görmeyen bu ortak dost; ISRARLA SAĞLIĞINDAN ENDİŞE ETTİĞİNİ VURGULUYOR VE BENDEN BİLGİ İSTİYORDU…

 
23 Temmuz günü, artık, Komutanıma sormadan doğruca HASTAHANEYE gittim…

Ameliyat için sırasını bekliyordu…

Beni görünce gözlerinin içinin parladığını hissettim…

Eşini de eve göndermişti ve yalnızdı…

Ameliyat için görevli geldi, birlikte hazırladık ve sedyeye yatırdık…

Sessizce Komutanımı izliyordum…

Metindi, kendine güveni tamdı, hiçbir endişe izi yoktu…

Asansöre kadar dua ederek yanında yürüdüm…

Ve uğurladım…

Saat; 14.20

Durumu eşine ve ortak dostumuza bildirdim…

Yatağını ve eşyalarını toparladım…

Başucunda; TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI KİTABI duruyordu…

Emekli Albay olarak, Ankara Hukuk Fakültesini de bitiren Komutanım’ın okuma merakını da bakış açısını da bilirdim…

Elbette şaşırmadım…

 
Beklenenden uzun sürdü dönüşü.

Zaman zaman kafeteryaya giderek monitörden, işlemleri izledim…

Ve dostumuzla eşini bilgilendirdim…

Bu arada yazım dostlarından da arayanlar olmuştu…

Facebook gruplarına da, haberleşme grubuna da bilgi verilmişti…

Saat 18.130’da dönebildi…

 
Görevlilerle birlikte yatağına yerleştirdik…

İlk sözü: “Ya Avcı, bu hallere de mi düşecektik?” oldu.

Sonra da “ilgili yerlere bildirebilirsin” dedi…

Komutanımın eşi de geldi…

Ağrısı vardı, Hemşireler geldiler, ağrı kesici, serum, kontrol gibi gerekenleri yaptılar…

Eşinin de benim de kalmamı istemedi.

“Hamret abla gitsin ben kalırım” dedim. İtiraz etmedi…

 
Ağrısı dinince, uykuya daldı…

 
Ben de sandalye üzerinde düşüncelere daldım:

1977 yılı; Osman Türkoğuz, Albay rütbesiyle Manisa İl Jandarma Alay Komutanı ben de Yüzbaşı rütbesiyle İl merkez Jandarma Bölük Komutanı…

Manisa Asayişi en bozuk illerden…

Terör kol geziyor…

12 Eylül’ün taşları döşeniyor…

Demirci, Soma; Akhisar, Turgutlu, Salihli, Alaşehir hatta Merkez ilçede sayısız zorlu operasyonlara birlikte katıldık…

Meslek yaşamında kendilerinden çok şey öğrendim…

Askerliği, jandarmalığı, insanlığı hatta Türkçemizi kullanmayı kendisinden öğrenmiştim…

Hem Komutanım, hem de Öğretmenimdi…

Komtan’ımdan 1979 yılında ayrılmıştım ama bağımız kopmamıştı…

Yıllar süren asker arkadaşlığı emeklilikte dostluğa dönüşmüştü…

 
             Bir ara uyandı…

Sohbet ettik…

Konu yine Manisa idi…

“DEMİRCİ DAĞI”ndan da söz ettik…

“MANİSA GARINDAKİ ÇINAR AĞACI”NDAN DA SÖZ ETTİK…

Hatta güncel konuları irdeledik…

 
VE SABAH OLDU…

Doktorlar, genel durumun iyi olduğunu ve taburcu edileceğini bildirdi…

Hamret Ablam gelince de görevimi ona devrettim…

Komutanıma şifalar dileyerek gönül rahatlığı içinde ayrıldım…

Evine geçip durumu normale dönünce de; Üyesi olduğu haberleşme gruplarına ve yine üyesi olduğu FACEBOOK gruplarına şu kısa notu paylaştım:

 

BİR BİLGE KİŞİ OSMAN TÜRKOĞUZ…

E. j.Kd. Albay (KHO-1953) 23 TEMMUZ GÜNÜ BAŞARILI BİR FITIK AMELİYATI GEÇİRMİŞTİR...

Eski Alay Komutanım, şimdi de dostum olan OSMAN TÜRKOĞUZ'UN ameliyat öncesinde de sonrasında da yanında idim.

Gece de refakatçi olarak kaldım...
Sağlığı iyidir...

Biraz önce de TABURCU edilmiş ve evinde istirahata çekilmiştir...
Hastanede yaşananları görünce; SAĞLIĞIMIZIN DEĞERİNİ DAHA İYİ ANLIYORUZ...

Sağlığımıza dikkat edelim...

NOT:
ANKARA HUKUK FAKÜLTESİNİ DE EMEKLİ ALBAY OLARAK BİTİREN KOMUTANIMIN; HASTAHANE YATAĞININ BAŞINDA HANGİ KİTAP VARDI BİLMEK İSTER MİSİNİZ?

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI...

 
      Bu yazıyı neden yazdığımı merak edenler olabilir…

      Osman TÜRKOĞUZ, bu yazım üzerine; “DOSTLUK ÜZERİNE SERANAT” başlığı ile bir yazı kaleme almış…

            Asıl amacım o yazıyı sizinle paylaşmaktı…

     

OSMAN TÜRKOĞUZ

osmanturkoguz@gmail.com.

İzmir, 25 Temmuz 2013

 

                         DOSTLUK ÜZERİNE SERENAT!

         “Eski alay komutanım, şimdi de DOSTUM olan OSMAN TÜRKOĞUZ’UN ameliyatı öncesinde ve sonrasında yanında idim. Gece de refakatçi olarak kaldım” Ahmet Avcı, 24 Temmuz 2013.

         DOST kelimesini duyduğumda; otomatik olarak, aklıma olumlu ve de olumsuz olaylar ve kişiler gelir. Öncelikle şu çok kullanılan ve hayatta daha çok kötü örnekleri olan sözün sözlük anlamına bakalım:

         DOST: i.ve S.Farsça DÛST: Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi görüşülen kimse, Düşman karşıtı.

3/erkek ve kadının evlilik dışı ilişki kurduğu kimse.

4/Bazı hayvanların sahibine  gösterdiği sevgi için kullanılır.

5/Bir şeye düşkün olan, aşırı ilgi duyan kimse.

Dostlar şehit, biz gazi, TDK. Türkçe sözlük, S.399/400.

Dostun dostuna yaptığını düşman düşmanına yapmaz: Ostüzü.

Türkiye Cumhuriyetinin tüm erklerinin sahibi ve bir gün önce söylediklerinin bir gün sonra tam tersini söyleyen ve yaptırtan Sayın Recep Tayyip Erdoğanımız. ”Kardeşim ve en yakın Dostum Ekselans Beşar Esad” der…

Bir süre sonra: ”Beşer Eset mutlaka bir kaç hafta içinde gitmelidir!” der…

Aynı söylemler giden Arap yöneticileri için de söylenmişti.

Bay Recep Tayyip Erdoğan gibi dostun varsa düşmanına gerek yoktur.

Bakınız Eski dostlarına yaptıklarına. O, korktuklarına ve emir kulu olduklarına dostum der!

Böyle dostluklara SÜRETÂ DOSTLUK DENİR.

”Yosun tutmuş taşlar gibi/Uçup giden kuşlar gibi/Eski dostler, eski dostlar!” Ünlü bir şarkı.

”Dost elinden yüreğim yaralıdır” Ertuğrul Günay’ın ve Başsavcımız Recep Tayyip Erdoğan’ımızın Başyardımcısı Menkup Latif  Şener.

              Dost ve Dostluk üzerine üretilen söylemler, yaşanmışlardan çıkartılmıştır.

”İki dost devlet gibi!” Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Dış İşleri Komiseri Molotof Berlin’e gelerek Almanya-Sovyetler Birliği dostluk Antlaşmasını imzaladı!”

“Türkiye-Sovyetler Birliği dostluk antlaşması Yirmi beş yıl daha uzatıldı!”

”Adam zengin olduktan sonra iki çocuk anası gül gibi karısının üstüne bir de dost tutmuş!”

”Dostu ile bir olarak bir yıllık eşini öldürmüş, cinayet suçunu da dostunun üstüne atmış!”

               DOSTLUK: Hiçbir çıkara dayanmadan; eylemleri ve davranışları bir olan, iki ayrı kişiliğin hayata bakışları ve olayları yorumlaması benzer özellikler taşıyan duygu ve aklı bağlılığıdır. Bu konuda aklımda iki önemli örnek vardır:

               Senelerce önce dostluğa örnek olarak okuma kitaplarında iki Gencin öyküsü anlatılırdı: Olay milattan çok önceleri Siraküze şehrinde geçmiş.

Siraküze Tiranı bir genci ölüme mahkûm etmiş. Kaderine razı olan Genç adam, Tirandan uzak bir yerleşim yerinde yaşayan Yaşlı anasını son kez ziyaret ederek hayır duasını almak için iki gün izin istemiş.

Tiran: ”Kaçarsın, geri gelmezsin!”Diyerek izin vermemiş. Ol Gencin arkadaşı; ”onun döneceğine ben kefilim. Dediği gün ve saatte dönmezse beni asarsınız!”Demiş.

Tiran bu öneri üzerine ol Gencin anasını görmesine izin vermiş. İki gün yağmur yağmış, dönüş saati geçtiği halde ufukta idamlık gençten bir görüntü yokmuş.

-Tiran:”Enayilik ettin, dostun seni aldattı!” Diyerek, Kefilin asılmasını emretmiş.

Darağacına çıkartılan genç kefil:

-      BENİM ARKADAŞIM MUTLAKA GELİR, HİÇ ŞÜPHENİZ OLMASIN!” DEDİĞİ SIRADA ÇOK UZAKLARDAN : ”İnfazı durdurun, geliyorum!” Diye bir ses duyulmuş. Sırılsıklam, elbiseleri parçalanmış idamlık Genç, darağacına çıkarken:”Seller köprüyü yıkmış, ırmaktan geçmek için çok uğraştım, onun için de tam vaktinde gelemedim!”Demiş.

Tiran, darağacına çıkarak:

-”Beni de aranıza dost olarak alırsanız, idamı durdururum!”Demiş ve darağacından üç kişi olarak yere ayak basmışlar.

                Hz. Muhammed’in vahiy kâtiplerinden Müslüman olmuş bir Yahudi, kendi dinine dönerek Hz. Muhammed’i çok kötülemiş. Abdullah Mukaffa/Birkaç tane bu isimde Yahudi var/Abdullah Mukaffa, Bir arkadaşı ile otururken; Halifenin adamları

Abdullah Mukaffa’yı  cezalandırmak üzere iki arkadaşın yanına gelerek: ”Abdullah Mukaffa hanginiz?”Diye sorduklarında, her ikisi de ayağa kalkarak ve yemin ederek: ”Abdullah Mukaffa benim!”Demişlerdir.

Bizim dostluğumuz da böylesinedir.

 

1 yorum:

Emine Pisiren dedi ki...

Gerçekten onun dostuydunuz. Yıllardır ben ve diğer edebiyatçı dostlarımız da bu soylu dostluğa tanıktık. O şimdi bu dünyadan göç etti. Ama gönüllerde bıraktığı izler asla silinmeyecek ve unutulmayacak. Siz sayın Ahmet Avcı bey, onu ilk kez siz bize tanıttınız. Her daim onun bir adım gerisindeydiniz. Bunu severek, isteyerek, büyük bir özveri ve sadakatle yaptınız. Bizde sizi hayranlıkla izlemiştik.Onunla ilgili bir çok anıyı, bize edebi bir üslupla aktardığınız ilk yıl, 2009 gözlerimin önüne düştü şu an. Posta kutumda bir hazine gibi saklıyorum hala.Hatta, özel bir arşiv dosyamda sakladığın Osman Albayımızın benimle yazışmalarını da... Çünkü onlar çok anlamlı, mizahi, edebi, tarihi değeri olan yazılardır.
Ve siz gerçekten Atatürk'ün Ocağındaki Aslanlarıydınız. Sizle daima gurur duyduğumu bilmenizi isterim. Eminim ki onu bir dost olarak o kadar mutlu ettiniz ki, başka birine gereksinimi olmadı. Çünkü o çok özel ve bilge birisiydi. Tek adamdı. Dualarımda olacak kişiydi.
Aziz ruhu önünde saygıyla eğiliyorum. Ruhu şad olsun. Size ve ailelerinize sabırla sağlık dileklerimle.Saygıyla

Blog Arşivi

Katkıda bulunanlar