22 Haziran 2012 Cuma

106-MUSTAFA KEMAL PAŞA'NIN İHTİLAL BİLDİRİSİ!


Ahmet AVCI
21 HAZİRAN 2012

MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN İHTİLAL BİLDİRİSİ
AMASYA TAMİMİ- 21 HAZİRAN 1919


21/22 Haziran 1919 Tarihinde Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları tarafından; yayımlanan AMASYA GENELGESİ:
TÜRK MİLLİ MÜCADELESİNİN;
GEREKÇESİNİ, HEDEFLERİNİ ve YÖNTEMİNİ ortaya koyan;
İmparatorluk yerine Milli Devleti,
Ümmet yerine Millet gerçeğini geçerli kılan;  ilk belgedir.
BU GENELGE İLE ULUSAL EGEMENLİK VE ULUSAL BAĞIMSIZLIK VURGULANMIŞTIR.
Amasya Kararlarıyla GÖKSEL İRADE, yere indirilmiş, Egemenlik Halka verilmiştir.
KURTULUŞ hareketleri; bölgesellikten, yerellikten çıkartılmış, ulusal hareket haline getirilmiştir. Ulus Egemenliğine dayalı bir rejime IŞIK tutulmuştur.
Bu GENELGE ile MİLLİ MÜCADELENİN İLK İŞARET FİŞEĞİ PATLATILMIŞTIR…
Milli Mücadele- KURTULUŞ SAVAŞI-; Düşman İşgaline karşı tepkisiz kalan hatta işgalcilerle işbirliği yapan Osmanlı Yönetimine ve İşgalci Devletlere karşı yürütülecektir…
Osmanlı Yönetimine karşı;
Egemenliği halka vermek için İHTİLAL gerçekleştirilecek,
İşgalcilere karşı da KURTULUŞ SAVAŞI verilecektir…
      Özetle HEM KURTULUŞ HEM DE YENİDEN KURULUŞ SAĞLANACAKTIR.
Amasya GENELGESİNİ, 93 yıl sonra da olsa anmak ve günümüze ilişkin anlamlar ve sorumluluklar çıkarmak, hepimizin görevidir.
Amasya’da; ULUSAL BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜĞÜN, İNSANLIK ONURUNUN SİMGESİ OLARAK HER YIL KUTLANAN, “AMASYA TAMİMİ’NİN YAYIMLANMA YIL DÖNÜMÜ” ETKİNLİĞİNİN KALDIRILMASINI ÜZÜNTÜ VE acı vermektedir.
Aslında AMASYA GENELGESİ’NİN İÇERİĞİ, GENELGEDEN ürkenlerin gerçek kimliğini   ortaya koymaktadır.
Mustafa Kemal, bu Genelgeyle insanlığın bugün de başarmaya çalıştığı "İŞBİRLİĞİ HALİNDEKİ İÇ VE DIŞ DÜŞMANLARIN NASIL YENİLECEĞİNİ“ gösterecek bir DEVRİM hareketini başlatmıştı…
Mustafa KEMAL PAŞA’NIN başlattığı MÜCADELE; Emperyalist Batı”nın bugün de Büyük Ortadoğu, Ilımlı İslam, Demokrasi Götürme, Uygarlaştırma Projeleri’yle,    Afganistan, Irak, Mısır, Libya ve Suriye’de; özellikle Müslüman Halklara dayatmayı sürdürdüğü ve   Ülkeleri,  Ulusları    darmadağın eden, SOYKIRIMA DÖNÜŞEN YIKIMLARI önlemeyi  amaçlayan ve bunun başarılabilirliğini eylemli olarak ortaya koyan bir savaştı.   
Yıllar boyunca; dünyanın dört bucağına savaşmaya gönderilerek tü­ketilen Türk Halkını, bu kez artık Sultanlar, Paşalar için değil, Turancılık,   İslamcılık, Sosyalizm  gibi boş ve düşsel görüşler için de değil, doğrudan doğruya kendi varlığı için savaşmak zorunda olduğuna inandırmak gerekiyordu.
İşte AMASYA GENELGESİ’NİN açık  ya da örtülü biçimde unutturmak isteyenler, Atatürk’ün tüm insanlık için ÖZGÜRLÜK, BARIŞ VE REFAH sağlayıcı  bu UYGARLIK PROJESİ’Nİ baltalamak üzere elele vermiş  yabancı ve yerli gerici ve    çıkarcı güçlerdir.
            Bugün içine düşürülmüş olduğumuz ve ulusal birliğimizi, yurt bütünlüğümüzü, devletimizin bağımsızlığını tehdit etme aşamasına ulaşmış olan iç ve dış siyasal, ekonomik, eğitsel, kültürel, sanatsal ve ahlaksal bunalımlar,   Amasya Genelgesi’nin bayraklaştırdığı ULUSAL EGEMENLİK ilkesinin siyasal partilerce işlerlikten kaldırılmasının    sonucudur.    
            Birinci DÜNYA SAVAŞI’NIN yenilgiyle sonuçlanması ve Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra, Güney Cephesinden İstanbul’a gelen Mustafa Kemal PAŞA, durumun korkunçluğunu görmüştü.
 Ancak İstanbul’da herkesin içinde bulunduğu kötümser ve karamsar ruh durumu O’nda yoktu.
Kendisi, alınması düşünülen tüm önlemlerin hiçbir işe yaramayacağını zaman içinde anlamıştı. Ama O’na göre umutsuz durumdan KURTULUŞ çaresi vardı.
Ancak bu çareyi uygulama alanına koymak zordu: “ULUSAL EGEMENLİĞE DAYANAN YENİ BİR TÜRK DEVLETİ KURMAK; DEVLETİ HALKA İNDİRMEK VE ANADOLU İNSANININ YARDIMI İLE DÜŞMANI YUTAN KOVMAK.”
        İnandığı bazı arkadaşları, buyrukları altındaki birlikleri daha terhis etmemişler ve komuta yerlerinden ayrılmamışlardı. Özellikle Ankara’daki 20’nci Kolordunun yeni Komutanı Ali Fuat (Cebesoy) Paşa ile Erzurum’daki 15’inci Kolordunun yeni Komutanı Kazım Karabekir Paşa gibi arkadaşlarına büyük güveni vardı ve Onların yardımları ile MÜCADELENİN ilk adımlarını atabileceğini hesaplamıştı.
        Anadolu’da açıktan olmamakla birlikte, duyulan bazı kıpırdanmalar O’na umut veriyordu. Ancak; Halkı yeni bir savaşa sürüklemekteki güçlüğü de biliyordu.
        HALK SUBAYLARI SEVMİYORDU. YALNIZCA BU NEDENLERLE; EGE BÖLGESİNİN İŞGALİNE HALK TEPKİSİZ KALMIŞTI.
        Halka köle olarak yaşamanın mümkün olmadığı anlatılırsa, Anadolu yeniden canlanabilirdi.
        Mustafa Kemal Anadolu’ya geçmek için çareler aramaya başladı. Bu sıralarda Karadeniz yörelerinde asayişsizlik yaygındı. Rum çeteleri her yeri yakıp yıkıyorlar, çevreye dehşet salıyorlardı. Bunların karşısında Türkler de boş durmuyorlar, onlar da örgütlenmeye çalışıyorlardı.
            Türklerin, Rumlar karşısında örgütlenmesi, İSTANBUL’DAKİ İŞGAL DEVLETLERİ TEMSİLCİLERİNCE iyi karşılanmadı.
            Bu durum düzeltilmeli idi. Samsun’a çıkartılan küçük bir İngiliz birliği, bu işe yeterli gelmedi. Güvenlik Türk Makamlarınca sağlanmalı idi. Bu nedenle Hükümete baskı yapıldı.
        Sonunda; Karadeniz ve çevresi bölgelerine, olağanüstü yetkilerle donatılmış bir Komutanın gönderilmesi kararlaştırıldı.
        Padişahın ve Hükümetin seçimi; Dâhiliye Nazırı Mehmet Ali’nin önerisi doğrultusunda, Mustafa Kemal Paşa üzerinde birleşti.
            Mustafa Kemal Paşa; 9. Ordu Müfettişi olarak 19 MAYIS 1919’da karargâhı birlikte SAMSUN’A çıktı…
            Bir süre Samsun’da kaldıktan sonra, Havza’ya geçti.
      Çalışmalarından hoşnut olmayan İngilizlerin baskısı üzerine 8 Haziran’da Harbiye Nezareti Mustafa Kemal’i İstanbul’a çağırdı. Mustafa Kemal paşa o güne kadar, ”ORDU MÜFETTİŞİ” sıfatı ile tüm kişisel ağırlığını ortaya koyarak, hareket etmiş; Ulusal Direniş için Askeri Birlikleri ve Halkı uyarmış ve yönlendirmişti.
 Şimdi bu sıfat tehlikede idi. Bu nedenle giriştiği eylemi kişisel olmaktan çıkartıp, halka mal etmekte acele etmeliydi.
     Mustafa Kemal Harbiye Nezaretini oyaladı, geri dönmedi ve 12 Haziran’da Havza’dan ayrılarak Amasya’ya geçti.        
     Mustafa Kemal Paşa Milli Mücadele’yi başlatmak amacı ile hareket ederken; elinde ki başlıca kozlar şunlardı:
1.  Yurdun birçok bölgesinin özellikle de İzmir’in İşgali.
2. Hükümetin acizliği, tepkisizliği ve düşmanla işbirliği içinde görünmesi.
            3.  Taşıdığı sıfat ve yetkiler. (Ordu Müfettişliği ve Padişah Fahri Yaverliği)
Mustafa Kemal, yukarıda belirtildiği gibi, Milli Mücadeleyi, halka mal etmek ve İhtilali halk hareketi olarak göstermek istiyordu. Ancak başarıya ulaşmak için Ordunun desteğine de ihtiyacı vardı. Kendi deyimi ile ”ilk olmak üzere, tüm Ordu ile temasa geçmek lazımdı.”
İhtilalin Açıklanması:
Mustafa Kemal, İhtilal hazırlığı yapabilmek için geniş bir zamana, sahip olacağını umuyordu. Samsuna çıktıktan sonra; bir yandan, resmi görevinin gereğini yaparken bir yandan da halk teşekkülleri ve Ordu ile temas kurmaya çalışıyordu. Haziranın ilk haftası sonuna kadar; Samsun olayları, asayiş konusu gibi kendisine verilen görevler ağırlıklı idi.
Uzun süre Hükümetin dikkatini çekmeden ihtilal hazırlığı yapabilmeyi ummuştur. Ancak 8 Haziran 1919’da; Harbiye Nezaretince, İstanbul’a dönmesi bildirilince durum aniden değişecektir. Hükümetin davetini reddederek, şahsen zor durumda kalacağına göre, girişimi kişisel olmaktan çıkartıp, millete ve orduya mal etmek gerekiyordu.
Mustafa Kemal, hükümetin davetini açıkça reddetmeyerek, işi savsaklarken, havza’da güvende olmadığını da hissetmiş ve karargâhını Amasya’ya nakletmeye karar vermişti.     
     Mustafa Kemal Paşa Amasya’da:
     Halk Mustafa Kemal paşa’yı Amasya’da coşkun bir heyecanla karşıladı.
     Amasya’da ihtilalin esaslarını belirleyerek, ilgililere duyurmak üzere, bir Genelge hazırlamaya koyuldu.
     14 Haziran’da “Müdafaa-i Hukuk” derneği kuruldu. 
     Bütün Müdafaa-i Hukuk teşekküllerini ve dolayısı ile halkı temsil edecek, genel bir kongre toplamaya karar vermişti.
     Kongrenin toplanacağı en uygun yer, Anadolu’nun her bakımdan en güvenli yeri sayılan Sivas olmalıydı.
     Bu karara vardıktan sonra; 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa, Rauf Bey, 3. Kolordu Komutanı Albay Refet Bey, Canik (Samsun) Mutasarrıfı Hamit Bey ve Karargâhı erkânı ile birlikte, Amasya’da toplandılar.
      BU TOPLANTIYA KATILANLAR; İHTİLAL KOMİTESİNİ OLUŞTURMAKTAYDILAR.
Komitenin başka üyeleri de vardı. Yalnız orada hazır değillerdi. Onlarla da telgrafla görüşülerek, kararlaştırılmak üzere olan esaslar hakkında düşünceleri alındı.
Amasya’da bulunmayan KOMİTE ÜYELERİ; 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir ve Konya’daki, Yıldırım Kıtaatı Müfettişi Mersinli Cemal Paşa idi.
       Amasya’da buluşan bu dört subay, Mustafa Kemal tarafından 18 Haziran’da hazırlanmış, hatta Trakya’ya bildirilmiş bulunan metin üzerinde çalıştılar.
Rafet Bey imzalamakta biraz duraksama gösterdi ise de Ali Fuat Paşanın ikna etmesi üzerine imzaladı.
Böylece dört Subayın imzası ve Konya’da bulunan Ordu Müfettişi Cemal Paşa ile Erzurum’da bulunan Kazım Karabekir Paşanın da onaylamasından sonra telgrafla ilgililere 21/22 Haziran 1919 tarihinde duyuruldu.
Yeni Türk devletinin kuruluşu yolunda önemli bir adım olan ve Ali Fuat Paşanın “MUKADDES İTTİFAK” dediği “İHTİLAL BİLDİRİSİ”; Amasya kararları ya da Amasya genelgesi olarak anılacaktır.
        Amasya kararları ve kararların yayımlanması, Anadolu İhtilalinin en önemli dönemeç noktasıdır.
        AMASYA KARALARI’NIN en önemli maddesi:
      VATANIN BÜTÜNLÜĞÜ VE ULUSUN BAĞIMSIZLIĞI TEHLİKEDEDİR.
      İSTANBUL HÜKÜMETİ ÜZERİNE DÜŞEN SORUMLULUĞU YERİNE GETİREMEMEKTEDİR. BU DURUM ULUSUMUZU YOK OLMUŞ OLARAK GÖSTERMEKTEDİR.
      ULUSUN BAĞIMSIZLIĞINI YİNE ULUSUN AZİM VE KARARI KURTARACAKTIR.
      ULUSUN DURUMUNU SAPTAMAK VE HAKLI SESİNİ DÜNYAYA DUYURMAK İÇİN, ULUSAL BİR KURULUN VARLIĞI ZORUNLUDUR.
Artık; Türk Halkı için, uzun ince bir yol başlamıştı.
Amasya Genelgesi’nin yüce amaçlarını BEYİN, VİCDAN ve YÜREKLERİMİZDE hissediyor, Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Dava Arkadaşlarını saygıyla, sevgiyle ve özlemle anıyoruz…
Ahmet AVCI

KAYNAKÇA:
1.    ANADOLU İHTİLALİ: SABAHATTİN SELEK
2.    ŞU ÇILGIN TÜRKLER: TURGUT ÖZAKMAN.

Katkıda bulunanlar