2 Nisan 2011 Cumartesi

58- KÖTÜ YÖNETİM KANIKSANIR MI?

Ahmet AVCI
İZMİR- 1 NİSAN 2011


KÖTÜ YÖNETİLMEYİ KANIKSADIK MI, NE DERSİNİZ?

Sorunsuz dış ilişkiler kurmaya çalışırken, Ermenilerle yeni sorunlar çıkardığımız gibi, Azerbaycan’ı da yitirdik.
Türkî devletlerden yüzümüze bakan yok…
İran, artık bizi ABD saflarında görmekte.
Irak ya da Kuzey Irak, yakınlaşmamızı seçim arayışına bağlamakta.
Suriye, Türkiye’nin; Mısır ve Libya konusundaki tutumundan ders çıkartarak, önlemini almakta.
Libya’da ne yaptığımızı bilen var mı?
Haçlı Ordusunun parçası mıyız, yoksa?
Arapların yanında mıyız, karşısında mı?
Arap devletleriyle ilişkilerimizin nasıl olduğunu biliyor muyuz? Tabii özel ilişkileri kastetmiyorum…
Ya İsrail? Dost muyuz düşman mı?
Gürcistan, Rusya, Ukrayna ile ilişkilerimiz nasıl?
Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın beklentilerini düşünmek bile tüylerimizi ürpertmekte.
Allah için komşumuz Bulgaristan’la şimdilik sorun yok gibi.
Ya, Avrupa Birliği’nin neresindeyiz?

Peki, İçişlerimiz ne âlemde?
Ekonomideki cari açık, cumhuriyet tarihinin rekoruna ulaştı… İç ve dış borç da cabası.
Gerçek enflasyon nedir?
Ya işsizlik… Yoksulluk ve Yolsuzluk…

Bölücü terör örgütüne verilen tüm ödünlere, yapılan pazarlıklara ve Açılım saçmalıklarına karşın akan kan giderek artmakta…
Ergenekon adıyla yaratılmaya çalışılan ucube, bir hukuk garabeti olarak ellerine ayaklarına dolandı.
Ülkenin saygın aydınları, bilim adamları, komutanları, gazetecileri ucu açık yargılamalarla hala tutuklu.
Yargı reformu adı altında yapılanlar ülkede hukuka olan güveni yerle bir etti.
TSK terör örgütü konumuna sokuldu. Generallerin %10’u tutuklu.
Telefonunun dinlenmediğinden ve izlenmediğinden emin olan, yarını için güvende olan, bir gece yarısı yaka paça gözaltına alınmayacağını, düşünen, gözaltına alındığında hukuka uygun olarak kendisini savunabileceğini ve sahte delillerle suçlanmayacağını uman var mı?
Özel mahkemelerinin; bağımsız, tarafsız, adil yargılama yaptığını düşünebiliyor muyuz?
Yayımlanmamış kitabın toplatılmasını ve yasaklanmasını, mantığına ya da hukuka uydurabilen var mı?
Yaklaşan seçimlerin nelere gebe olduğunu kestirebilen var mı?

Dış Politikamız, ABD ve AB’NİN güdümünde…
Ekonomimiz; IMF ve Dünya Bankası’nın güdümünde.

İç Politikamızı belirtmeye içim elvermiyor… Tarikatlar mı, cemaatler mi, bölücüler mi desem?

MAYMUN DAVRANIŞI, DİYE BİR ÖYKÜ VAR BİLİR MİSİNİZ?

Kafese 5 maymun, ortaya da bir merdiven konur, tepesine iple bir kangal muz asılır. Her bir maymun, merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde, dışarıdan üzerine soğuk su sıkılır.

Her bir maymun aynı denemeyi yapar, buz gibi soğuk suyla ıslatılır. Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar

Bir süre sonra muzlara doğru hareketleneni, diğer maymunlar engellemeye başlar. Su kapatılıp maymunlardan biri dışarı alınır, yerine yeni bir maymun konulur. İlk yaptığı iş, koşup muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur. Fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu bir de döverler.

Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha, yeni bir maymunla değiştirilir. Ve o da merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer.
Bu maymunu en şiddetli ve istekli döven de biraz önce diğerleri tarafından engellenen ve ilk dayağı yiyen birinci yeni maymundur.

Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. Bu da ilk atağında diğerleri tarafından cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir fikirleri yoktur ama en iştahlı dövenler de onlardır.

Sonra en baştaki ıslanan maymunların dördüncü ve beşincisi de yenileriyle değiştirilir. Ama tepelerinde o bir kangal muz hala asılı olduğu halde artık hiçbiri merdivene yaklaşmamaktadır.
Neden mi?
Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmektedir...
  
İşte bu nokta, organizasyonel (ya da toplumsal) negatif öğrenmenin, şartlanmanın başladığı yerdir.

Biliyoruz ki; insanların genlerine en yakın yaratık domuzdan sonra maymunlardır.
İnsan, diğer canlıların aksine, her ortama ve her türlü yaşam koşuluna en çabuk uyan yaratıktır.
Denenmişleri bir gerçek gibi kendilerinden sonra gelenlere baskı ve işkence ile aktarırılar.
Dünyaları çok dar olduğu için yaşatılan olguları en iyisi olarak savunurlar.
Bir lider için ölüme koşarlarken onun karşıtı için de ölürler.

Stalin tavukları buna en güzel örnektir. Bir tehlike anında tüyleri yolunan tavuklar, tüylerini yolanın eteği altına sığınırlar.

Hayvansal davranışlarımızı sürdürmekteyiz.
Köpekler de dayak yedikleri kapıdan ayrılmazlar.

Ülkemizde olduğu gibi kötü yönetilmeyi ve maymun davranışını kanıksarız, hatta yaşamımızdan memnun olmaya başlar, kurulu düzenin savunucusu olup karşı çıkana da en çok ve en iştahla siz engel oluruz.


1 yorum:

zağanos dedi ki...

albayım yazınızı izniniz olmadan blogumda yayınladım. tabi ki yazarının sizin olduğunu belirterek umarım kızmazsınız bana...

Blog Arşivi

Katkıda bulunanlar