14 Temmuz 2013 Pazar

197- FRANSIZ DEVRİMİ

FRANSIZ DEVRİMİ
Fransız Devrimi; İnsanlık Tarihinin en büyük TOPLUMSAL OLAYI VE DÖNÜŞÜMÜDÜR...
Osmanlı, başlangıçta Devrimi; AVRUPALILARIN BAŞINA İŞ AÇACAĞI DEĞERLENDİRİLMESİYLE MEMNUNİYETLE KARŞILAMIŞTIR…
ASLINI ANLAYINCA DA ŞİDDETLE KARŞI ÇIKMIŞTIR…

Osmanlı Yönetimi FRANSIZ DEVRİMİNİ doğru olarak  ve gerektiği gibi anlasa, algılasa ve ÖZGÜRLÜK, EŞİTLİK VE KARDEŞLİĞİ TOPLUMSAL YAŞAMA GEÇİRSEYDİ OSMANLI SON 150 YILINDA YAŞADIĞI SIKINTILARI YAŞAMAZDI...

13 Temmuz 2013 Cumartesi

196-BAŞIN SAĞ OLSUN HATAY!

BAŞIN SAĞ OLSUN HATAY!

Yıllar Önce ben de Hatay'da görev yaptım...
Hatay'ı da Hataylı'yı da çok sevdim...
Çok iyi dostlarım da oldu...
Anılarım da çok...
Ama hep şunu gözlemledim: Hataylı buruktu...
İhmal edildiği, ülkede ve devlette hak ettiği yeri bulamadığı inancındaydı...
Yıllarca VATANSIZ yaşayan HATAYLI’ DA VATAN SEVGİSİ HERKESTEN FARKLIYDI…
MARAŞ'A KAHRAMAN, URFA'YA ŞANLI ÜNVANI VERİLİRKEN, HATAYLI DA BEKLEMİŞTİ...
UNUTULDUĞUNU DÜŞÜNMÜŞTÜ...
HATTA; "BİZE DE YETİM HATAY DESELERDİ", SERZENİŞLERİNİ DUYMUŞTUM...
Hataylı son dönemde yine talihsizlikler yaşamakta…
Uğradığı haksızlıklar yetmezmiş gibi; ŞİMDİ DE DEVLETLE KARŞI KARŞIYA GETİRİLMEK İSTENMEKTEDİR…
Reyhanlı Katliamı unutulmadan, DEMOKRASİ ŞEHİTLERİ; ABDULLAH CÖMERT VE ALİ İSMAİL KORKMAZ’I SONSUZLUĞA UĞURLAYAN HATAYLILARI, ŞÜKRANLA SELAMLIYORUM…
HATAY VE HATAYLI'NIN ACISINI YÜREKTEN PAYLAŞIYORUM...
Ahmet AVCI


8 Temmuz 2013 Pazartesi

195- 'TAKSİM DİRENİŞİ'NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ!

‘TAKSİM DİRENİŞİ’NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ…

Taksim Göstericileri; ANAYASAL DEMOKRATİK HAK VE İSTEKLERİNİ, DİLE GETİRMEK ÜZERE TOPLANMAKTADIRLAR…
Anayasal bir hak olan; “toplantı ve gösteri yürüyüş” hakkı suç sayılarak ve polis gücüyle engellenmektedir…
Göstericileri; DİNLEMEK VE ANLAMAK YERİNE; GÖTERİCİLER HAKARET EDİLEREK DIŞLANMATADIR…
Göstericiler, düşman ya da rejim karşıtı olarak tanımlanmakta ve o doğrultuda işlem yapılmaktadır…
Biber gazı, polis şiddeti ve TOMALAR ölçüsüzce kullanılmaktdır…
Devletin Valisi çelişkili açıklamalarıyla halk nezdinde güvenilirliğini yitirmiştir…
Gözaltına alınan kadınların; araçlarda ve polis merkezlerinde taciz edildikleri ve çırılçıplak soyulduklarına ilişkin iddialar ortalıkta dolaşmaktadır ve yetkililerden ortalığı yatıştırıcı ve inandırıcı açıklamalar gelmemektedir…
Göstericilere yönelik cadı avı sürdürülmektedir…
Polislerin kasklarının üzerine numara yazılmayışı, anlamlıdır…
Keyfi gözaltılar ve tutuklamalar endişe vericidir…
Geçmişte;  Kubilay’ın kafasını kesmişlerdi; 23 Aralık 1930...
Bugünkü uzantıları da meydanlarda, palalarla kadınları kovalamaktadırlar...
Türk Polisi; demokratik hak arayan kendi halkına acımasızca saldırırken, MURSİ LEHİNE GÖSTERİ YAPANLARA SELAM DURMAKTADIR…
Katiller, caniler her düzen de vardır...
Ama Demokratik bir hukuk devletinde, DEVLETİN GÜVENLİK GÜCÜ OLAN POLİSİN davranış biçimi tektir...
Hukuka uygun davranmak, suç ve suçluya (KİMLİĞİNE BAKMADAN) gerekli hukuki (yasal) işlemi yapmak...
Elbette polis; MİLİS HALİNE getirilmemişse...
Ve güvenlik 'PARTİZANLAR'A havale edilmemişse...
BURADA YARGIYA DA GÖREV DÜŞMEKTEDİR...
Yargı, BAĞIMSIZ VE TARAFSIZSA; ELBETTE GÖREVİNİ HUKUKA UYGUN VE ADİL BİÇİMDE YAPACAKTIR…
Öğrendik ki; PALALI KAHRAMAN, sırtını sıvazlayan polislerce, sonradan gözaltına alınsa da Yargıda serbest bırakılmıştır…
Bu uygulamanın; BENZER CANİLERİ CESARETLENDİRMEYECEĞİNİ KİM İDDİA EDEBİLİR…
Vicdan, adalet ve KAMU YARARI BUNUN NERESİNDE…
Eğer bu hukuksa; KİMİN VE NEYİN HUKUKU?
Halkın, polise güveni kalmamıştır…
Yargıya olan güven de yitirilirse, TOPLUMSAL BARIŞI SAĞLAMAK DA GİTTİKÇE ZORLAŞACAKTIR…
Ve ülke KAOSA sürüklenebilir…
İşte dış mihrakların beklediği de budur…
Toplumsal barışı sağlamak görevi de öncelikle iktidara düşmektedir…
Ahmet AVCI
8 TEMMUZ 2013




6 Temmuz 2013 Cumartesi

194- MISIR OLAYI'NIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ!

‘MISIR OLAYI’NIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ…

Mısır’da; Ordu iktidara el koymuş ve Cumhurbaşkanı Mursi görevden uzaklaştırılmıştır…
Mursi yandaşları da, Müdahale eden orduya bir muhtıra vererek, demokrasiyi savunacaklarını ilan etmişlerdir…
Ülkede sıkıyönetim ilan edilmesine karşın, hala düzenin sağlandığı söylenemez, hatta kargaşa devam ettiği gibi kan akışı da sürmektedir…
Dünya devletleri; DEMOKRASİYİ önemsemeden; tavır belirlemek için; kazanan tarafın belirginleşmesini beklemektedirler…
Aceleci Arap devletleri yeni YÖNETİMİ tanısalar da; Bizimkiler, bugün Mursi’den yana tavır koymuşlardır.
Ancak, biliyoruz ki; ortalık durulunca; YENİ YÖNETİMİ bizimkilerin de KUTSAYACAKLARINA KUŞKU yoktur…
Mısırdaki gelişmeler; DARBE VE DEVRİM tartışmalarını da gündeme taşımıştır…
Kimi iktidarları da DARBE korkusu sarmıştır…
Oysa: çağdaş toplumlarda; "DARBELERİN ÖNÜNÜ almak" gibi bir kaygı olmamalıdır...
DEMOKRATİK, LAİK, SOSYAL BİR HUKUK DEVLETİNİN TÜM KURUM VE KURALLARIN İŞLETİLDİĞİ TOPLUMDA ZATEN BÖYLE BİR ENDİŞEYE YER DE KALMAZ...
Ahmet AVCI
06 TEMMUZ 2013





5 Temmuz 2013 Cuma

193-ONUNCU YIL MARŞI!

ONUNCU YIL MARŞI…
ASABI BOZULANLARA…
YA DA BOZULMAYANLARA…
Onuncu Yıl Marşı, edebiyatımızın en değerli iki büyük ustası Faruk Nafiz Çamlıbel ve Behçet Kemal Çağlar tarafından yazılmış olup, 1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun onuncu yılında, yani 1933 senesinde müziğin duayeni Cemal Reşit Rey tarafından bestelenmiştir.
Her dinlediğimizde ellerimiz yorulana kadar alkışlarız, tempo tutarız, yüreğimiz büyük bir coşkuyla dolar.
Nesi var şu sözlerin ki, bir başbakan yardımcısını rahatsız ediyor?

Çıktık açık alınla on yılda her savaştan,
On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan,
Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan,
Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan.

Türk’üz, Cumhuriyet’e göğsümüz tunç siperi,
Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!

Bir hızla kötülüğü, geriliği boğarız,
Karanlığın üstüne güneş gibi doğarız,
Türk’üz, bütün başlardan üstün olan başlarız,
Tarihten önce vardık, tarihten sonra varız.

Türk’üz, Cumhuriyet’e göğsümüz tunç siperi,
Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!

Çizerek kanımızla öz yurdun haritasını,
Dindirdik memleketin yıllar süren yasını,
Bütünledik her yönden İstiklâl kavgasını,
Bütün dünya öğrendi Türklüğü saymasını.

Türk’üz, Cumhuriyet’e göğsümüz tunç siperi,
Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!

Örnektir milletlere açtığımız yeni iz,
İmtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir kitleyiz,
Uyduk görüşte bilgiye, gidişte ülküye biz,
Tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz.

Türk’üz, Cumhuriyet’e göğsümüz tunç siperi,
Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!
***


30 Haziran 2013 Pazar

192-BİR HARBİYELİNİN 47 YILLIK HAYALİ...

BİR HARBİYELİ’NİN 47 YILLIK HAYALİ…

1966 Yılı öğretim yılı sonunda ERZİNCAN ASKERİ LİSESİ’Nİ bitirerek, arkadaşlarımla birlikte KARA HARP OKULU ATIŞ VE TATBİKAT BÖLGESİ olan MENTEŞ’E gelmiştim…
Artık HARBİYELİ olmuştuk…
Yeni bir yaşam ve HEDEFLERİMİZ vardı…
Ağır ve yorucu EGİTİM VE ÖĞRETİM görüyorduk…
Kimi komutanlarımız buna; “ÇELİĞE SUYUN VERİLMESİ” diyordu…
“SİZ BURADA KOMUTAN OLARAK, YETİŞTİRİLECEKSİNİZ. GELECEĞİN KOMUTANLARI SİZLER OLACAKSINIZ…
HARP, SANATINI BURADA ÖĞRENECEKSİNİZ…
KOMUTAN, BİLECEK, YAPABİLECEK, YAPTIRABİLECEK, YETENEK VE NİTELİKLERE SAHİP OLMALIDIR…” deniyordu…
Daha ilk günde maddi ve Manevi yükümlülüklerin altına girdiğimizin farkında idik…
Menteş; genel olarak KAMP olarak anılırdı, ama; DENİZE GİRİŞ ÇIKIŞIMIZ DA EĞİTİMİN BİR PARÇASIYDI…
Bu kamp süresinde hafta sonları da çevreye GEZİLER DÜZENLENİRDİ…
Hem ASKERİ BİRLİKLER, HEM DE ANTİK KENTLER TANITILIRDI…
Efes Antik Kenti, Meryemana Evi, Sart Harabeleri, Bergama Antik Kenti anımsayabiliyorum.
Bergama Antik Kenti ASKLEPİON’nun(*) anılarımda ayrı bir yeri var…
Asklepion gezildi… Bilgiler aktarıldı.
Çok etkilenmiştim…
Hatta duygulanmıştım…
Binlerce yıllık bir uygarlığın sahibi olmak, Milletim adına beni de gururlandırmıştı…
Bir Harbiyeli olarak da; milletimin ve devletimin olanaklarının kullanılarak, böylesi gezilere getirilmek MİNNET duygusu uyandırmıştı bende…
Tüm HARBİYELİLER, AÇIKHAVA ANTİK TİYATRODA TOPLANDIK…
Bir komutanımız, Topluca HARBİYE marşını söyletti…
Ses ve görüntü olarak, MUHTEŞEM bir tablo ortaya çıkmıştı
HARBİYE MARŞI; bugün bile BİZLER İÇİN AYİN GİBİDİR…
Gezi işi bitince; kumanyalarımız dağıtıldı…
Bir düzen içinde yerimizi aldık. “TANRIMIZA HAMDOLSUN MİLLETİMİZ VAROLSUN” duamızı okuyarak, kumanyamızı yedik…
Ben yemek sırasında aht ettim: YEMEK YEDİĞİM YERİ BELİRLEYECEKTİM ve ileride çocuklarımı da buraya getirecektim…
Yıllar sonra; 1978 yılında; kızım Nilgün(7) ve Oğlum METE HAN’I(5) aynı yere getirdim ve ASKLEPİON’U gezdirdikten sonra yemek yediğim taşı gösterdim…
Mutluydum…
O gün torunlarımı getirmeyi doğrusu düşünmemiştim…
Zaman geçti…
Emekli oldum…
2013 yılı 29 HAZİRAN CUMARTESİ günü; torunum İLAYDA(16) ve torunum ATA AHMET’İ(12) getirmek kısmet oldu…
Denirdi ki; İnsan Hayal ettiği müddetçe yaşarmış…
Anlıyorum ki; ANILARI YAŞATMAK DA; YAŞAMIN BİR PARÇASIYMIŞ…
Bu hafta sonu; iki düğün vesilesiyle; MANİSA, MENEMEN; SOMA ve Kırkağaç’ı dolaştık…
Manisa’da üç yıl İl Merkez Jandarma Bölük Komutanlığı, Kırkağaç’ta da üç yıl Eğitim Tabur komutanlığı, İzmir’de de iki yıl İl j. Alay Komutan yardımcılığı görevlerinde bulunmuştum…
Yol boyunca; torunlarıma anlatıp durdum…
Dilerim onlar da torunlarına anlatacak şeyler bulurlar…

30 HAZİRAN 2013
Ahmet AVCI


(*)BERGAMA ASKLEPİON ÖREN YERİ:
Bergama Asklepion'u Eskiçağ'da Epidaurus ve Kos'taki örneklerine eşdeğer önemde bir sağlık tedavi merkezi idi.
Pausanias'a göre Bergama'da ilk Asklepios Tapınağı M.Ö. 4. yüzyılın ilk yarısında kurulmuştu.
Sağlık tanrısı Asklepios adına M.Ö. IV. yüzyılın ortalarında kentin oldukça dışında Geyikli Dağı'nın yamaçlarında, kuytu bir vadi içersinde, şifa verdiğine inanılan su kaynaklarının bulunduğu düzlükte kurulmuştur.










25 Haziran 2013 Salı

191- POLİS, KANUN ORDUSU MU? BİR EGEMENİN ORDUSU MU?

POLİS, KANUN ORDUSU MU?
BİR EGEMEN’İN ORDUSU MU?

Taksim Gezi parkında başlatılan; “demokratik taleplerde bulunma ve demokratik tepki gösterme eylemleri” ne yazık ki polisin hukuk dışı uygulamaları ile toplumsal bir direnişe dönüşmüştür…
Polis duruma hâkim gibi görünse de;
·        HALK ARTIK TEHLİKENİN FARKINA VARMIŞTIR.
·        DEMOKRATİK TALEPLERİNİN HAKLILIĞINI GÖRMÜŞTÜR.
·        VE EN ÖNEMLİSİ DEMOKRASİ DIŞI TUTUM SERGİLEYEN BİR İKTİDARLA NASIL MÜCADELE EDEBİLECEĞİNİ ANLAMIŞTIR…
Taksim Gezi Parkı’nın boşaltılması talimatını veren Başbakan,  polis Akademisi mezuniyet töreninde, ülkenin yarısını ‘düşman’ olarak göstermiştir.
 Tayyip Bey’in Partisine oy vermeyenler, direnenler, demokratik isteklerini ortaya koyanlar, nerdeyse düşman olararak gösterilmektedir…
Bu ülkenin gençlerine ve onları destekleyen halka, biber gazı, basınçlı su sıkılması, plastik mermi atılması, coplanması, dövülmesi, hakaret edilmesi, yerlerde sürüklenmesi, “KAHRAMANLIK DESTANI” olabilir mi?
Halkın ve gençlerin büyük çoğunluğu; yaşamlarında ilk kez, devletin polisiyle bu eylemler sırasında karşı karşıya geldi…
Bu insanlar yaşadıklarıyla, gördükleriyle, duyduklarıyla polise olan güvenlerini önemli ölçüde yitirdiler…
Polisleri, “İkinci Çanakkale destanını yazdınız” sözleriyle kutlayan, Çevik Kuvvet Şube Müdürü ve onun kafasında olanlardan, hukuk devleti polisi davranışı beklemek elbette mümkün değildir…
Kameralar önünde; cinayet işleyen bir polisin yargı yardımıyla korunmasını, “POLİSE YÖNELİK SORUŞTURMALARIN” durdurulmasını, bu halka kim anlatabilir…
Biz, polisimizi; KANUN ORDUSU OLARAK BİLİRDİK…
Ona güvenirdik, ona sığınırdık…
Çünkü devlet te, onun GÜVENLİK gücü olan POLİS TE HALKIN HUZURUNU VE GÜVENİNİ SAĞLAMAK İÇİN VARDIR…
Ne yazık ki halk; ya da halkın yarısı; KENDİSİNİ DEVLETTEN VE POLİSTEN KORUMAYA ÇALIŞMAKTADIR!
Polise, “BENİM POLİSİM” demek; “BENİM MİLİSİM” anlamındadır…
Polis, GÜCÜNÜ DE, GÖREVİNİ DE, SORUMLULUĞUNU DA KANUNDAN ALIR…
Bunun için ayrı bir emir verilmesine de gerek yoktur…
Polis yasal yetkisi kullanmamışsa, SUÇ İŞLEMİŞ DEMEKTİR…
BUNUN HESABI DA hukuk devletinde; SORULUR…
Polise, fazladan emir vermek, onun işine karıştırmak ve kanunsuz İŞE YÖNELTMEK DEMEKTİR…
Resmi kayıtlara göre; 4ölü, 60’ı ağır 7832 yaralı vardır…
TÜRKİYE, TOPLUMSAL BARIŞTAN, TOPLUMSAL ÇATIŞMAYA DOĞRU HIZLA YOL ALMAKTADIR…
Öncelikle iktidar, aklını başına almalıdır…
Ve TÜM MİLLETİN İKTİDARI OLDUĞUNU, BU MİLLETİN BİRLİK VE BERABERLİĞİNİ, HUZURUNU VE GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK ZORUNDA OLDUĞUNU ORTAYA KOYMALIDIR…
EN AZINDAN KENDİ MİLLETİNE KARŞI MİTİNG YAPMAMALIDIR…
Tüm kesimler, toplumsal gerilimi azaltmanın yolunu aramalıdır…

25 HAZİRAN 2013
Ahmet AVCI






Blog Arşivi

Katkıda bulunanlar