20 Nisan 2013 Cumartesi

170- İZMİR SESSİZ ÇIĞLIK- 20 NİSAN!


VARDİYA BİZDE
20 NİSAN 2013 SESSİZ ÇIĞLIK

ADALETSİZLİĞİ, Ergenekon ve benzeri davalardaki hukuksuzlukları dile getirmek ve haksız yere özgürlükleri elinden alınan Askerlerin, Aydınların ve Gazetecilerin yanında olduklarını vurgulamak isteyen duyarlı İzmirliler, hatta İstanbul ve Ankara’dan bu etkinlik için gelenler, İzmir- konak meydanında toplanarak; SESSİZ ÇIĞLIKLARINI ORTAYA KOYDULAR…
Şiirler okundu.
Mektuplar okundu.
Tutuklu yakınları konuştu.
Yazar NİHAT GENÇ’İN etkili ve duygulu konuşmaları, izleyicileri etkiledi ve duygulandırdı…
“Önce AYDINLAR, sonra GAZETECİLER ayağa kalkar, SONRA HALK ARKADAN GELİR” VURGULAMASI UZUN SÜRE ALKIŞLANDI…
Benim de alandan derlediğim sessiz düşünceler aşağıdadır:
“ADALET DAĞITMASI GEREKEN TÜRK YARGISI, ADALETSİZLİĞİN VE ZULMÜN BİR PARÇASI OLMUŞTUR…”
            “YARGININ GÖREVİ YALNIZCA; ADALET DAĞITMAK DA DEĞİLDİR…
            “İKTİDARIN İDARİ VE MALİ UYGULAMALARINI DENETLEMEK,  YASAMANIN ÇIKARDIĞI KANUNLARIN ANAYASAYA UYGUNLUĞUNU DENETLEMEK GİBİ GÖREVLERİ DE VARDIR…
            KAMUOYUNUN GÖZÜ ÖNÜNDE OLAN ERGENEKON VE BENZERİ DAVALARIN YÜRÜTÜLMESİ, BALYOZ DAVASI KARARLARI DİKKATE ALINDIĞINDA, YARGININ NE HALE GELDİĞİ GÖRÜLMEKTEDİR…
            DENETİM GÖREVİNİ NASIL YAPTIĞI DA BİZLERDEN UZAKTIR…”
            “TÜRK HALKI, ARTIK; “ADALETİN, MÜLKÜN TEMELİ OLMADIĞI”NI ANLAMIŞTIR.”
            “TÜRK HALKI, ARTIK; KARARLARIN “TÜRK MİLLETİ ADINA” VERİLMEDİĞİNİ ANLAMIŞTIR…”
            “VE ARTIK BİLİYORUZ Ki: “ERGENEKON TERTİBİ”, BİR AKP, CEMAAT VE ABD, TERTİBİDİR…”
            “HEDEF; KOMUTANLAR ŞAHSINDA VE TÜRK MİLLETİ NEZDİNDE; TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİ YIPRATMAK, MADDİ VE MANEVİ GÜCÜNÜ KIRMAKTIR…”
“Basından öğreniyoruz ki:
            PLANLI TATBİKATLAR, İPTAL EDİLMEKTEDİR…
            DIŞ GÜÇLER, YENİ DURUMA GÖRE PLANLARINI YENİLEMİŞLERDİR…”
            “PKK İLE GÖRÜŞMELERİ, ÇÖZÜM SÜRECİ OLARAK DAYATILAN;  CANİ ÖCALAN VE PKK’LILARA AF VE ÖZERK BÖLGE UYGULAMASINI, EGE, KARADENİZ VE AKDENİZ’DEKİ HAK VE ÇIKARLARIMIZIN SAVUNULAMAYIŞINI, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’NİN TASFİYESİ SONUCUNA BAĞLAYANLARIN SAYISI GÜN GEÇTİKÇE ARTMAKTADIR…”
            TÜRK MİLLETİ, ÜLKENİN BÖLÜNMESİNE VE MİLLETİN PARÇALANMASINA İZİN VERMEYECEKTİR…

Ahmet AVCI
            20 NİSAN 2013










15 Nisan 2013 Pazartesi

169-PKK ARTIK, TERÖR ÖRGÜTÜ DEĞİLMİŞ!

PKK ARTIK, TERÖR ÖRGÜTÜ DEĞİLMİŞ!

50 bin can kaybının sorumlusu kim şimdi...

Şehitler boşuna mı verildi...Gaziler ne hissediyor acaba?Vatan bölünmekten kurtuldu mu!Terör bitti mi!Barış geldi mi!Analar artık ağlamayacak mı?Milletin anasının ağlamasını kim önleyecek?Yapılacak bir iş daha var: Terörle mücadeleden sağ kurtulan tüm güvenlik görevlileri de yargılanmalı... Ergenekon, balyoz, 12 Eylül, 28 şubat yargılamalarına bir de pkk'yı ortadan kaldırmaya kalkışanlar davası eklenmeli...

14 Nisan 2013 Pazar

168- TÜRK OLMAK!


TÜRK OLMAK


Türkiye'nin ABD Seattle Fahri Konsolosu olan Sayın Ufuk Gökçen'in "Türk olmak nasıl bir duygudur?" konulu yazısı...
Belki tekrar, ancak; günümüzde anımsanması gerekli bir saptama…
-------------------------------------------------------------------------------------
TÜRK OLMAK...
Aslında çok şeydir, Türk olmak.
Türk olmak, Osmanlı'nın borcunu ödemektir.
Kosova'da ve Bosna'da, Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.

TÜRK OLMAK;
Kıbrıs'ta,
Hocalı'da,
Anadolu'da ve Balkanlar'da soykırıma uğrayıp
karşılığında yapmadığın soykırımla suçlanmaktır.

TÜRK OLMAK;
Faşist olmaktır,
Vatanına, milletine, tarihine sahip çıktığında...

Demokrat ve çağdaş olmaktır vatanına, milletine, tarihine sövüldüğünde...

Türk olmak, lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktır.

Avrupa'da hor görülmek Türk olmaktır,
Ataların birçok asır önce Viyana’yı kuşattığı için hoş görülmemektir
Sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana'yı yakmadığı için.

TÜRK OLMAK;
Selanik'te Pontus Anıtı'nın,
Viyana'da çiğnenen yeniçeri minberinin ve
Malta'da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.
Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir.
Üç kıtadan dönüp,
Bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir.
Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır.

TÜRK OLMAK;
Arabaya koşulan ilk atın vatanında,
İlk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta,
Yazının bulunduğu,
Paranın icat edildiği
Her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta,
Kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.

TÜRK OLMAK;
Truva'dan bu yana,
Sümer'den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda,
Bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen,
Bir haftalık hafıza ile yaşamaktır.
Doğu Roma'yı da, Batı Roma'yı da yıkıp,
Yeni Roma olan AB'ye girmeye çalışmaktır, Türk olmak.

TÜRK OLMAK;
- Mostar'da köprüdür,
- Kerkük'te kaledir,
- İstanbul'da Kızkulesi'dir,
- Anadolu'da buğdaydır,
- Çukurova'da pamuktur,
- Ege'de tütün,
- Karadeniz'de fındık,
- Trakya'da ayçiçeğidir.

TÜRK OLMAK;
- Çanakkale'de ölmektir.
- Çanakkale'de ölmeden önce düşmana su vermektir,
- Onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır.
- Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlısından helallik almaktır.
- Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir.
- Balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır.
- Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır.

TÜRK OLMAK;
- Harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip,
- Tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, yedi düvele meydan okumaktır.

TÜRK OLMAK;
- Askere davul-zurna ile uğurlanmaktır,
- Belki de dönmeyeceğini bilerek.

TÜRK OLMAK;
- Annenin, şehit oğlunun ardından; 'Bir oğlum daha olsun, onu da vatan için göndereceğim.' demesidir.
- Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken 'Vatan sağ olsun!' demesidir.

TÜRK OLMAK;
Her hükümetin
- Enkaz devraldığı, ama
- Ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır.

TÜRK OLMAK;
- Ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir.
- Ayni nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır.
- Göz hakkına, diş kirasına saygıdır.

TÜRK OLMAK;
- Evindeki bir kap aşın yarısını Tanrı misafirine vermektir.
- Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.

TÜRK OLMAK;
- Milli maçta ağlamaktır.
- Ayhan Işık'a, Belgin Doruk'a âşık olmaktır.

TÜRK OLMAK;
- Aşkını ölesiye sevmektir.
- Aşkı için ölmektir,
- öldürmektir.
- Sevdiceğinin elini bir kez tutamadan, toprağa girmektir.
- En güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir.
- Eşkıyaya türkü yakmaktır, Türk olmak.

TÜRK OLMAK;
- Yunus'u bilmektir,
- Âşık Veysel'i sevmektir.
- Mevlana’yı, Hacı Bektaş-i Veli'yi ve Hoca Yesevî'yi, tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır.

TÜRK OLMAK;
- Saz çaldığında,
- Ney üflendiğinde,
- Kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında,
- Yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir,
- Bir de Yemen Türküsü'nde...
- Hayatın sana verdiklerine 'Nasip',
- Vermediklerine 'Kısmet' demektir.
- Her işin 'Hayırlısına' inanmaktır ve
- Ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.

TÜRK OLMAK;
- Asya'da "Batılı",
- Avrupa'da "Doğulu" diye tepki görmektir.
- Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaratılanı Yaradan'dan ötürü sevmektir.
- Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da, silkinip üzerindeki ölü toprağını atabilmektir.

TÜRK OLMAK;
- En zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak,
- En dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek TEVEKKÜL GÖSTERMEKTİR.

TÜRK OLMAK;
- Anadolu'da her düşen yağmur damlasına hamdetmek,
- Her çıkan başak için şükretmektir.

TÜRK OLMAK;
MEDENİYETLER MEZARLIĞI ANADOLU'DA DİK DURABİLMEKTİR!

ZOR İŞTİR TÜRK OLMAK, ZOR....................................

YİNE DE ..........
 NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!

10 Nisan 2013 Çarşamba

167- URFA'NIN KURTULUŞU!


 MİLLİ MÜCADELE’DE
URFA’NIN ŞANLI MÜCADELESİ VE KURTULUŞU
                                      11 NİSAN 19120

Osmanlı Devleti’nin Birinci dünya Savaşı’nda yenilmesi ile Türk Tarihi yeni bir aşamaya girmiştir…
Osmanlı imparatorluğu, imzaladığı MONDROS Ateşkes Anlaşmasıyla, teslimiyeti de kabul etmişti…
Mondros Antlaşmasına dayanan İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan,  zaman yitirmeden ülkemizin kendilerince gerekli gördüğü yerlerini işgale başladılar…
Anadolu’daki işgal hareketleri, Birinci Dünya Savaşı’nın devamı niteliğinde idi…
Bu işgal hareketleri üzerine, Milli Mücadelede muharebe edilen cephelerden birisi de Güney Cephesidir.
Güney cephesi, Osmanlı devletinin Arap yarımadasında savaştığı; Kanal, cephesi, Filistin cephesi ve Irak cephesinin ortaya koyduğu sonuçlardan birisidir.
         Güney Doğu Anadolu bölgesi başlangıçta İngilizlerce işgal edilmiş, sonra da Fransızlara devredilmiştir…
         Mersin, Adana, Maraş Ve Antep böylece Fransızların işgali altına girmiştir…
Urfa Şehri de 24 MART 1919’da İngilizlerce işgal edilmiştir.
İşgal sırasında, İngilizler Türk yönetimine fazla müdahale etmemeleri nedeniyle önemli bir sorun çıkmamıştır…
15 Eylül 1919 Fransa- İngiltere arasında yapılan anlaşma sonucunda; İngilizler kenti boşaltmış, 30 Ekimde Fransızlar tarafından işgal edilmiştir.
Fransızlar, işgalde; Ermeni ve Müslüman sömürge askerlerini kullanmışlardır…
Anadolu Halkı, Maraş’ın işgaline büyük tepki göstermiştir.
Fransız yetkilileri, amaçları barışı sağlamak olduğunu vurgulayarak, halka şirin görünmeye çalışmışlardır…
Ancak çok geçmeden, Türk yönetimine yön vermeye başlamışlardır…
Silahlı Ermenilerin, halka karşı kışkırtıcı ve rencide edici tavırları tepki çekmiş ve şehirde savunma hazırlıkları başlamıştır…
Jandarma Komutanı Ali Rıza Bey, Belediye Başkanı Hacı Mustafa'nın önderliğinde kurulan, Urfa Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Fransızlara karşı mücadeleye girişmiştir…
Fransızların, çevredeki halka yönelik olarak bazı aşiretler üzerinde yoğunlaşan bölücülük faaliyetleri başarılı olamamıştır.
Yöre halkı birlik ve beraberlik içinde, Fransızlara karşı birlik olmuştur.
Ali Salip Bey, Müdafaa-i hukuk Cemiyetinin Başkanlığına getirilmiştir.
Ali Saip Bey, yöre halkını Fransızlara karşı milli bir ayaklanmaya çağırmıştır.
Fransızlara karşı yürütülecek, gerilla faaliyeti için, Siverek’te halkın katılımıyla 3000 kişilik bir güç oluşturulmuştur…
Bu birlik, Ali Saip Bey’in komutasında, 7 Şubat 1929’de KARAKÖPRÜ köyüne gelmiştir…
Buradan Fransızlara uyarıda bulunularak, şehri 24 saate terk etmesi istenmiştir. Fransızlar, “yetkililerden gelecek emri bekleyeceklerini” bildirmişlerdir.
8-9 Şubat gecesi şehre giren Türk Milli Kuvvetleri, Fransızları kuşatma altına almışlar ve şehirde çatışmalar başlamıştır…
Temsili Heyet Başkanı Mustafa Kemal’in Urfa için öngördüğü gerilla savaşı başarıyla uygulanmıştır…
Urfa Halkı, Osmanlı Hükümetinden yardım istemişse de Fransa ile savaş anlamı taşıyacağından kabul görmemiştir…
Urfa’da başlayan genel ayaklanmaya Suruç ve Akçakale halkı da katılmıştır.
Bu muharebelerde, savaşçıların düzenli birlik disiplininden uzak olması hem kuşatmayı uzatmış, hem de büyük kayıplar verilmesine yol açmıştır…
Urfalıların kararlı tutumu üzerine, Fransızlar, 8 Nisan 1920 de mütareke yapmak ve bazı şartlarla şehri terk etmek istediklerini bildirmişlerdir.
Buna göre:
·        Ermenilerin can güvenlikleri sağlanacak.
·        Urfa’da ölen Fransızların mezarlarına saygı duyulacak…
·        Esirler geri verilecek.
·        Urfa ileri gelenlerinden bir grup, gidecekleri yere kadar Fransızlara eşlik edeceklerdi.

Anlaşma üzerine: 11 Nisan 1920 sabahı, Fransızlar, şehri terk etmeye başladılar…
Böylece 5 ay on gün süren Fransız işgali sona ermişti.
Urfa halkı, Anadolu'nun diğer şehirleri gibi, hürriyet ve bağımsızlığına sahip çıkmış, gurur duyacağı haklı bir başarı elde etmişti…
Urfa'nın kurtuluşu, ülke içinde sevinçle karşılanmıştır…
Kurtuluş Savaşı'nda işgale karşı gösterdikleri kahramanlıkları dolayısıyla Urfa'ya TBMM tarafından 12 Haziran 1984 tarihinde ''Şanlı'' unvanı verilmesi teklifi kabul edilmiş, 22 Haziran 1984 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ''3020 sayılı Kanun''la Urfa ilinin adı ''Şanlıurfa'' olarak değiştirilmiştir.
URFA'NIN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞUNUN 93. YIL DÖNÜMÜNÜ KUTLUYOR, DAHA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AÇILMADAN, İŞGALCİLERE KARŞI BİRLEŞEREK VE DİRENEREK, TOPRAKLARIMIZI VATAN YAPAN, ŞEHİT VE GAZİLERİMİZİN ANILARI ÖNÜNDE MİNNET VE ŞÜKRANLA EĞİLİYORUM…

11 NİSAN 2013
Ahmet AVCI



9 Nisan 2013 Salı

166- SİLİVRİ'DE CAMİ'YE GAZ BOMBASI!



SİLİVRİ’DE CAMİYE GAZ BOMBASI!

8 NİSAN günü sabah SİLİVRİ’DE BULUNMAK ÜZERE 7 NİSAN akşamı İzmir - Narlıdere’den bir grup ÖNCÜ KAHRAMANLA HAREKET ETTİK…
Yolculuğumuz gayet iyi geçti…
Sabah 07.00 de Silivri’de idik…
Otobüsümüz, cezaevine ancak, bir buçuk km yaklaşabildi…
Otoyol üzerinde indik ve yürüyüşe geçtik.
Otoyol çıkışında Jandarma’nın ilk kontrol noktası vardı, ikinci kontrol noktası da Kampus’a 150 m kala idi…
Kontrol noktalarında arama yapılmadı…
İlk izlenimler, Silivri’nin en kalabalık ve en görkemli gününü yaşayacağımız biçiminde idi…
Güvenlik önlemleri ve barikatlar da 18 ŞUBAT’TAN çok daha fazla idi.
Gösteri ve toplantı için ‘Silivri Yolcuları’na ayrılan alan; cezaevine giden tali yol üzerindeki 150 metrelik bölgeydi…
Şiddetli yağış, fırtına ve soğuğa rağmen ÖNCÜLER, çamurlu, ekili tarlara ve çadırlar bölgesine yöneldi.
Ortalık sakindi…
Silivri Yolcuları sükûnetle, çevreyi izlerken bir yandan da TÜRKİYE GENÇLİK BİRLİĞİ ELEMANLARININ SLOGANLARINI TEKRARLAMAKTAYDILAR…
VE ALANA AKIN AKIN KATILIM SÜRMEKTE İDİ…
BİR ANDA; bombalar patlamaya ve basınçlı su sıkılmaya başlandı…
Dikkatle gelişmeleri izlerken: KAMPÜS İÇİNDEKİ ÇİFT MİNARELİ CAMİNİN AVLUSUNDA BULUNANLARA YÖNELİK DE GAZ VE SU SIKILDIĞINI VE ONLARIN DA KAÇIŞTIĞINI GÖRDÜM…
CAMİNİN DE BOMBALANDIĞINI GÖREN HALK, CAMİYE VE KAMPÜSE YÖNELDİ… TABİİ GAZ VE SU YOĞUNLUĞU DA ARTTI…
SONRA KENDİLİĞİNDEN DURDU…
İÇERİDEN DE MAHKEMEYE ARA VERİLDİĞİNİ DUYDUK…
SÜKÛNET DEVAM EDERKEN, ARABALARLA, POLİS ÇELİK KUVVETİ VE ÖZEL HAREKÂT GRUPLARININ GELDİĞİ GÖRÜLDÜ…
BEN DE “SÖZDE BALYOZ PLANI”NIN CAMİ BOMBALAMA” BÖLÜMÜNÜ ANIMSADIM…
“HALKI, GALEYANA GETİRMEK İÇİN CAMİ BOMBALAMAYI PLANLADIKLARI” İDDİA EDİLENLER, şimdi SİLİVRİ ZİNDANLARINDA İDİLER…
Bakalım, şimdi “CAMİYİ BOMBALAYANLAR” hangi etkiyi sağlayacaklar?
Ve ne sonuçla karşılaşacaklar?
         Çevremde; Jandarma Bölgesine neden POLİS çağrıldığı tartışılmaya başlandı…
         Kimisi: “jandarma KENDİSİNE GÜVENEMEDİ, o nedenle polis çağırdı.” dedi.
         Kimisi: “Bakanlık, jandarma’ya güvenmedi ve polis görevlendirdi.” dedi…
         Benim gözlemim ise; polis oraya nasıl getirilmiş olursa olsun; “BÜYÜK TEPKİ UYANDIRACAĞI” idi…
         Dileğim de “yanlış bir şey yapmasa” idi…
         ÇOK GEÇMEDEN; yeniden su sıkma işi ve gaz bombalaması başladı…
         Bu kez yöntem değişmişti: ARTIK HEDEF GÖZETMEKSİZİN GAZ BOMBASI ATILIYOR VE SU SIKILIYORDU…
         ÇADIR BÖLGESİNDE VE ARAZİDE; 500X500 Metrelik alanda toplanmış göstericilerin üzerine gaz da su da geliyordu…
Bu açıkça kışkırtma idi…
Bunun üzerine tüm alandakiler, CEZAEVİNE yöneldiler… Ve ben KAMPÜSE ulaştığımda BARİKATLAR DA, TEL ÖRGÜLERDE YERLERDE İDİ…
ETRAFTA JANDARMA DA POLİS TE YOKTU…
NELER OLDU, NASIL OLDU DİYE BAKINIRKEN; BİR ANDA ÜZERİMİZE YENİDEN SU VE GAZ YOĞUN BİR BİÇİMDE ATILDI…
GAZ BOMBALARI TÜFEKLE ATILITORDU, SAĞIMIZA SOLUMUZA DÜŞMEKTE İDİ…
ÇEKİLME YÖNÜ BİLE GAZ BULUTU İLE KAPLI İDİ…
YERLERDE YUVARLANANLAR, YÜZLERİNE SU VE LİMON SIKANLAR ARASINDAN ARAZİYE ÇIKABİLDİM…
GÖZLERİM YAŞLANMIŞTI…
NEFES ALMAKTA ZORLANIYORDUM…
ÖFKELENMİŞTİM…
DEVLETİMİN; “SİLAHSIZ VE SALDIRISIZ GÖSTERİ HAKKI”NI KULLANAN HALKINA YAPTIĞI BU İNSAFSIZ SALDIRISI, İÇİMİ ACITMIŞTI…
ÇADIRLAR BÖLGESİNDE, OLUŞTURULAN TEDAVİ ÇADIRINA, DOKTOR VE SAĞLIK PERSONELİ ARANMASI BU YÖNETİMİN YÜZ KARASIDIR…
Ve öğrendik ki; bombalar, ABD yapımıdır…
Ve yine öğrendik, kahramanlar, atılan bombaların çoğunluğunun üzerine basarak, çamura gömmüş ve etkisiz hale getirmiş…
Silivri’ye gitmeden önce: bir yazı yayımlamıştım ve Jandarmaya öneride bulunmuştum:
“Amacımız, uyarı görevimizi yapmak ve Silivri zindanında yatanlara; “YANLARINDA OLDUĞUMUZU” BİLDİRMEK…
Hepsi bu…
Atatürk’ün GÖEKEMLİ JANDARMASI’NA DA DİYECEKLERİM OLACAK…
Ey jandarma;
TOPLUMSAL BİR GÖSTERİ İLE KARŞI KARŞIYASINIZ…
KARŞINIZDAKİLER, TERÖR ÖRGÜTÜ DEĞİL.
DÜŞMAN HİÇ DEĞİL…
KARŞINIZDAKİLER, DEMOKRATİK BİR HAKLARINI KULLANMAKTADIRLAR…
SİZLER, DEVLETİN EMRİNDESİNİZ AMA TÜRK MİLLETİNİN ASKERİ OLDUĞUNUZU UNUTAMAZSINIZ…
SİLİVRİ YOLCULARINA; ELİ SİLAHLI BİR TERÖRÖRGÜTÜ GİBİ DAVRANAMAZSINIZ… KARŞINIZDAKİLERİN, BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU, “SİZİN BURNUNUZU KANATACAĞINA, KENDİ CANINDAN OLAMAYA RAZIDIR…”
Silivri, Meydanın; TAHRİR MEYDANINA DÖNÜŞMESİNE İZİN DE VERMEYİN SEBEP DE OLMAYIN…
ÇADIR BÖLGESİ SORUMLUSU, HIDIR HOKKA İLE İŞBİRLİĞİ YAPARAK, GÜVENLİK ÖNLEMLERİNİ DÜZENLEMELİSİNİZ…
İNANIYORUM Kİ; HIDIR HOKKA, BU TOPLUMSAL OLAYDA MEVCUT GÜCÜNÜZE DENK ÖLÇÜDE SİZE YARDIMCI OLABİLECEKTİR…

HUZURLU VE VERİMLİ BİR SİLİVRİ YOLCULUĞU DİLİYORUM…”
Daha önce de,  jandarmaya; “İŞİNİZE POLİSİ KARIŞTIRMAYIN” demiştim…

DEVLETİN; barış getirme umuduyla; Diyarbakır MEYDANINDA BÖLÜCÜ TERÖR ÖRGÜTÜ BAŞININ, TALİMATNAMESİNİN HUŞU İÇİNDE OKUNMASINI, TEŞVİK EDERKEN, HER TÜRLÜ YASA VE HUKUK DIŞI DESTEĞİ VERİRKEN, SİLİVRİ’DE TOPLANAN VE ELİNDE BAYRAK VE FLAMASINDAN BAŞKA SİLAHI OLMAYANLARA, TERÖRİST MUAMELESİ YAPMASINI ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR…

TÜRKİYE GENÇLİK BİRLİĞİNİN ORTAYA KOYDUĞU, ENERJİK TUTUM HER TÜRLÜĞÜ ÖVGÜYE DEĞERDİR…
TGB, HEM SİLİVRİ YOLCULARINI MOTİVE ETMİŞ HEM DE BÜYÜK VE OLUMSUZ GELİŞMELERİN ÖNÜNÜ ALMIŞTIR…
GENÇLERİN KOL KOLA GİREREK, BARİKATLARIN ÖNÜNDE BARİKAT OLUŞTURMALARI, TÜM KÖTÜ GİDİŞİ ENGELLEMİTİR…
TGB, “DURUN” YERİNE; “YÜRÜYÜN” DESE, O TOPLULUĞU HİÇ BİR GÜÇ DURDURAMAZDI…
Kefenimiz, boynumuzda deyip, BİNLERCE KORUMA İLE GEZENLER, binlerce km. yol kat ederek, kendilerini SİLİVRİ’DE namluların önüne atanların;
“BURAYA;
HAKSIZLIĞA, ADALETSİZLİĞE KARŞI TÜRK HALKININ İRADESİNİ ORTAYA KOYMAK VE ADALET İSTEMEK,
YILLARDIR, SİLİVRİ’DE HAKSIZ YERE TUTUKLU OLANLARIN YANINDA OLDUĞUNU GÖSTEREREREK, VİCDANİ SORUMLULUĞUMUZU YERİNE GETİRMEK,
SİLİVRİ VE BENZERİ DAVALARIN; ADALETİN ARANDIĞI BİR YARGILAMA OLMADIĞINI VURGULAMAK,
SİLİVRİ VE BENZERİ DAVALARIN; BASKI, İNTİKAM, İŞKENCE VE ZULÜM ARACI YAPILDIĞINI,
SİLİVRİ VE BENZERİ DAVALARIN; YAKIN TARİHİMİZİN YENİDEN YAZILMASI AMACI TAŞIDIĞINI,
SİLİVRİ VE BENZERİ DAVALARIN; TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN TÜM KURUMLARINI TASFİYE ETME VE TOPLUMU DÖNÜŞTÜRME AMACI TAŞIDIĞINI,
Vurgulamak, amacıyla geldiklerini, neden anlamak istemezler!
         Saygılarımla.
         9 NİSAN 2013

         Ahmet AVCI
         İZMİR














        


3 Nisan 2013 Çarşamba

165- AKİL ADAMLAR!


AKİL ADAMLAR…


Ülkemizi bugüne kadar, ABD gözetiminde, ÜÇLÜ KOALİSYON (ERDOĞAN- ÖCALAN- GÜLEN) YÖNETİYORDU; bu hallere düştük...
BÖLÜCÜ TERÖRLE MÜZAKERE SONUNDA; HUKUK KURALLARI dışına ÇIKILIP, TÜRK MİLLETİ ÖNÜNDE ZORA DÜŞÜLÜNCE; SORUMLULUK PAYLAŞILMAK ÜZERE; cepheyi biraz genişletelim,  bir de KORO ekleyelim dediler; AKİL ADAMLAR formülünü buldular...
Milletin, Türkiye Büyük Meclisi’nin, Bakanlar Kurulu’nun, Milli Güvenlik Kurulu’nun, Sivil ve Asker Bürokrasisinin, DİN ADAMLARI ÖRGÜTÜNÜN, çözemediğini AKİL ADAMLAR MI ÇÖZECEK?
Hani Terör örgütü bitmişti.
Apo’ya, bir televizyonla,  bir de “spor süresinin arttırılması” dışında bir şey verilmemişti, verilmeyecekti?
Tek sorun, teröristlerin SİLAH BIRAKMASI VE YURT DIŞINA ÇIKMASIYDI?
Akil adamlar mı bunu sağlayacak…
Erdoğan’ın ricası ve Öcalan’ın emri yetmedi mi?
Türk Milleti olanın ve olacakların farkında: ÜLKENİN BÖLÜNMESİ, MİLLETİN PARÇALANMASI VE KÜRT DEVLETİNİN KURULMASI YOLUNDA VERİLEN SÖZLERİN YERİNE GETİRİLMESİ İÇİN KAMUOYU OLUŞTURMA GÖREVİ; BU AKİL ADAMLARA VERİLECEKTİR…
Akil diye şimdi karşımıza çıkartılanların; kimler oldukları görüldükçe; durum daha iyi anlaşılmaktadır…
TÜRK MİLLETİ’NE, BAYRAĞINA, VATANINA, DEVLETİNE, BİRLİK VE BÜTÜNLÜĞÜNE KARŞI OLANLARIN HEPSİ ORADA…
Belki aralarına birkaç düzgün insan da serpiştirilir…
ALLAH SONUMUZU HAYREYLESİN...

Ahmet AVCI
3 NİSAN 2013

2 Nisan 2013 Salı

164- "ANAYASA'DAN TÜRKLÜĞÜ SİLEMEZSİNİZ" VE MİLLETVEKİLİ ANDI!


“ANAYASA’DAN TÜRKLÜĞÜ SİLEMEZSİNİZ” BİLDİRİSİ
VE  MİLLETVEKİLİ ANDI…
 
Toplumda yeni bir tartışma konusu bulundu…
Geçtiğimiz hafta 300 aydın Türk Milleti’ne bir çağrı yapıp, “Türklük, Anayasa’dan çıkarılamaz... Vatandaşlarımız ırklara ve mezheplere ayrıştırılamaz... Büyük Atatürk’ün kurduğu milli devlet yapısı ortadan kaldırılamaz” vurgusu yapınca;
Hemen hücumlar başladı…
“Irkçılık” göndermesi de oldu…
Yiğitseniz “bu bildiriyi Hakkâri’de okuyun” diyenler de…
Hakkâri bu ülkenin toprağı değil mi?
Orada Türk Bayrağı dalgalanmıyor mu?
Erdoğan da benzer şeyler söylemişti…
Aydınlar bu bildiriyi, okumaz ya da okuyamaz mı, bölücüler, okutmaz mı bilemem…
Bu en yalın haliyle bir güvenlik sorunudur ve buna yol açanlar utanmalıdır ve Türk Milletinden özür dilemelidir…
Hakkâri’yi adres gösteren BDP eşbaşkanı’ı Demirtaş’a da; “sen Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde okuduğun MİLLETVEKİLİ ANDI”NI Hakkâri’de OKUYABİLİR MİSİN?” sorusu yöneltilmiş…

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI MADDE-81: Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri, göreve başlarken aşağıdaki şekilde ant içerler…
MİLLETVKİLİ ANDI:
“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”

Yukarıda kayda aldığımız “MİLLETVEKİLİ ANDINI” MECLİSİMİZDEKİ TÜM MİLLETVEKİLLERİ MECLİSTE YAPTILAR...
MİLLETİMİZ DE TELEVİZYONLARDAN İZLEDİ VE DİNLEDİ... Şimdi soruyorum: PARTİSİ NE OLUSA OLSUN, BU YEMİNE SAHİP ÇIKAN VE BU YEMİNİN GEREĞİNİ YAPAN KAÇ MİLLETVEKİLİ SAYABİLİRİZ...
·        Devlet’in varlığı ve bağımsızlığı…
·        Vatanın ve Milletin bölünmez bütünlüğü…
·        Milletin kayıtsız ve şartsız egemenliği…
·        Hukukun üstünlüğü…
·        Demokratik ve Laik cumhuriyet…
·        Atatürk İlke ve İnkılâplarına bağlı kalmak…

Milletvekili Andının Hakkâri’de okunması önerisi ya da sorusuyla; Demirtaş'a bir ölçüde haksızlık edildiğini düşünüyorum...

İKİDE BİR HAKKÂRİ’DE TÜRK BAYRAĞI İSTİSMARI YAPANLAR, HATTA DEVLETİMİZİ YÖNETENLER, BU "AND"A SADIKLAR MI?
BU "ANAYASA"YA SADAKAT YEMİNİ EDENLER, YENİ ANAYASA YAPMAYA NASIL KALKIŞIRLAR!..

BDP, KİMLİĞİNİ VE KİŞİLİĞİNİ ORTAYA KOYMUŞTUR:
·        "BU ÜLKEYİ YIKACAĞIM,
·        BU MİLLETİ BÖLECEĞİM VE
·        KÜRT DEVLETİ KURACAĞIM" DİYOR...
VE dediklerinde de samimi...
Gizlemiyor...
YA, BU DEVLETİ VE MİLLETİ YÖNETME VE KORUMA GÖREVİNİ VERDİKLERİMİZ AYNI ÖLÇÜDE SAMİMİ Mİ?
VE “ANAYASAL YEMİN”E SADIKLAR MI?
BDP'YE OY VEREN SEÇMEN DE; Kürdistan'ın kurulmasını istiyor...
O nedenle de BDP seçmeni de kendince tutarlı davranan PARTİSİNİN yanındadır...
Ya bizimkiler? AKP, "Ben yeni Anayasa’yı, cani Öcalan’la birlikte yapacağım, Öcalan’la görüşeceğim, PKK’lıları serbest bırakacağım, bölücülere her istediğini vereceğim, Türklüğü sileceğim, Atatürk’ün tüm eserlerini yok edeceğim" diye mi oy istedi?

Ahmet AVCI
2 Nisan 2013


Blog Arşivi

Katkıda bulunanlar