5 Aralık 2011 Pazartesi

81- İZMİR DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK MİTİNGİ!

Ahmet AVCI
4 ARALIK 2011

İZMİR DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK MİTİNGİ
KILIÇDAROĞLU.jpg

Bugün İZMİR- GÜNDOĞDU MEYDANI’NINda düzenlenen “DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK” MİTİNGİNE bir grup arkadaşımla katıldım…
Saat 12. 30’dan itibaren İzmirliler sanki sel gibi GÜNDOĞDU Meydanı’na aktılar…
Saat 13.30’da alan tamamen dolmuştu…
Alandaki kalabalığın coşkusu görülmeye değerdi…
ONBİNLERCE İZMİRLİ GÜNDOĞDU MEYDANINI DOLDURDU.
Yine eli öpülesi kadınlarımız çoğunlukta idi. Ancak kadınlarda da erkeklerde de yaş ortalaması yüksekti.
Gençler bana göre beklenen ilgiyi göstermemişti.
İzmirlileri; “Balbay’ın Mektubu” derinden etkiledi ve duygulandırdı…
İzleyenler de coşkulu alkışla Milletvekilleri Mustafa BALBAY’ı selamladılar…
Fotoğraf0261.jpg
Saat 14.00’te Kemal KILIÇTAROĞLU kürsüye çıktı…
İzmirlilerin büyük coşkusu ile karşılaştı…
Kılıçtaroğlu, İzmirlilere bir saate yakın süre hitap etti…
Ülkenin genel durumunu özetledi, İktidarın yanlışlarını vurguladı. İzmirlilerin Kentlerine ve Partilerine sahip çıkmasını istedi.
İzmirliler, vakurlu bir biçimde toplandıkları gibi, yine vakur içinde ama daha umutlu olarak dağıldılar…

80- TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI YAPILDI MI?


AHMET AVCI

TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI YAPILDI MI?



AKP Milletvekili İlahiyatçı İhsan ŞENER, TBMM çatısı altında; “TÜRK ŞEHİTLİKLERİ DÜZMECE” GİBİ İFADE KULLANMIŞ.
Orada Bulunan Ümit Özdağ’ın gerekli yanıtı verdiğini biliyoruz…
Bu milletvekili, milletin vekili olduğunu unutup, bir cemaatin elemanı gibi davranmayı kedine görev edinmiş olabilir.
Biliyoruz ki, Milli Mücadele, İşgalcilere ve onlarla işbirliği yapan yerli hainlere karşı verilmiştir.
Onların hakkından gelinerek, ülke işgalden kurtarılmış, yepyeni bir devlet kurulmuş ve Tam bağımsız bir devlet olarak “ÇAĞDAŞ UYGARLIK DÜZEYİNİN DAHA İLERİSİ” HEDEFLENMİŞTİR…
Sayın Ümit Özdağ’ın kamuoyu gündemine taşıdığı konu ve benzerleri ne yazı ki değişik biçimlerde ve değişik kişilerce gündeme getirilmektedir…
RTE’ye dokunmak ibadettir, anlayışıyla oluşan AKP meclis grubunda biliyoruz ki, Başkanlığın izni olmadan yaprak kıpırdamaz…
Bu konuda, AKP yetkililerinden herhangi bir açıklama duymadım…
Duyan var mı?
Ya da şöyle sorayım: Bu konuda ses çıkması mı hayırlıdır yoksa çıkmaması mı?
Tarih doktoru kariyeri de bulunan Ve Milli Mücadeleyi yürütenlerin İRADELERİN galip gelmesiyle oluşan bu Meclise girmeyi de başaran bu sayın kişi, ANAYASAMIZA GÖRE YEMİN EDEREK NASIL O KOLTUKTA OTURABİLMEKTEDİR…
Tarih Doktoru olan ve çok şey bilmesi gereken İhsan ŞENER, belli ki bizim TARİHİMİZİ anlamamış ya da anlamak istememiş, O zaman önerim YUNAN tarihine baksın… Ama iyi baksın…
Yunanlıların, “Anadolu Savaşı” diye bir savaşı yokmuş da, neden ve niçin ÜLKELERİN ANADOLU macerasına sürükleyenleri DE BAŞARAMAYANLARI cezalandırmışlar?
İzninizle Şimdi; SABAHATTİN SELEK’İN “ANADOLU İHTİLALİ” KİTABINA BİR GÖZ ATATLIM:
Büyük tearuzdan sonra Yunanistan’da durum…
9 EYLÜL’DE Türk ORDUSU İzmir’e geldiğinde; dağınık Yunan birlikleri, Anadolu topraklarından henüz tamamen çekilmemişlerdi. Son birlikler, Çeşme ve Urla’dan 18 Eylül’de ayrıldılar. Fransızların Çanakkale Boğazını boşaltma tarihi; 19 Eylül’dür. Ancak İngilizler, bu kıyılarda daha da dayatacak ve ancak 6 Ekim’de yerlerini terk edeceklerdir. Trakya hala Yunanlıların işgali altındadır.
         Bu bölgede; İngiliz, Fransız ve İtalyan askerleri de vardır. Hatta Yunanistan Macerayı devam ettirmek üzere bir Tümeni Tekirdağ’a çıkartmıştır. Fakat Yunanistan artık bezgindir.
         Anadolu’dan kaçabilen Yunan birlikleri, Midilli, Sakız ve Sisam adalarında toplanmışlardı.
Artık, Anadolu’da yaşanan felaketler ve maceralar için, YUNANİSTAN’DA bir sorumlu, bir suçlu bulmak gerekmektedir. Çünkü “Molohlar kurban ister.” (Moloh bir Finike tanrısı idi. Ve ona İnsanlar canlı olarak kurban edilirdi.)
         Ancak ne gariptir ki; bu faciaya sorumlu arayanlar, facianın baş sorumlusu olan ve savaş içinde iktidardan düşen Venizelos’un yani asıl suçlunun etrafında toplanmışlardır.
         24 Eylül’ 1922’de Midilli, Sakız ve Sisam adalarında İsyanlar çıktı. Yönetim Venizelos’çu subayların eline geçti. Donanma da onlarla birleşti. Trakya da isyana katıldı. Selanik ayaklandı. Atina’ya; Krala ve Hükümete karşı kesin uyarı verildi. Tüm felaketlerden sorumlu olarak, hükümetteki AHALİ partisi suçlandı. İhtilalın başında Anadolu’dan kaçan, General Pangalos, Albay Plastiras ve Gonatas vardı. Plastiras lider olarak sivrildi. 27 Eylül’de Kral tahtını ve ülkesini terk etmek zorunda  kaldı.
         Kurulan “İhtilalcı Halk Mahkemesi” suçluları yargıladı. 20 Aralık 1922’de Başbakan Gounaris, Dış İşleri Bakanı Baltacis, Milli savunma Bakanı Teotokis, Anadolu Orduları Baş Komutanı Hacı Anesti, liderlerden Protopapadikis, Stratus ve Kral ailesinden olup Anadolu’da bir kolorduya komuta etmiş olan Prens Andrew idama mahkûm edildi.
         Prens Andrew hariç diğerlerinin cezaları infaz edildi. Prens Andrew İngiltere’nin müdahalesi sonucu kurtuldu.
         Not: Prens Andrew; şimdiki İngiltere Kraliçesi Elizabeth'in eşi  Filip'in babasıdır.



29 Kasım 2011 Salı

79- ATATÜRKÇÜLÜK NEDİR, NE DEĞİLDİR!


Ahmet AVCI
29 KASIM 2011


ATATÜRKÇÜLÜK NEDİR, NE DEĞİLDİR!

Atatürkçülük; en yalın tanımı ile Atatürk’ü anlamak ve tamamlamaktır.
Atatürk’ü anlamak; Atatürkçü düşünceyi canlı tutmanın ilk basamağıdır.
Atatürk’ü tamamlamak ise; Atatürkçü eylemi geliştirmenin ilk koşuludur.
Bugün kurduğu düzen yaşayan ve tarihe damgasını vuran tek lider, Atatürk’tür.
Atatürk’ün amacının ülkemizi ve ulusumuzu; Çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkarmak olduğunu biliyoruz.
Mustafa Kemal’in bu hedefe ulaşmak için; 1920'lerde kullandığı araçlarla 1930’larda kullandığı araçların aynı olmadığını da biliyoruz. Bugün de bu amaca ulaşmak için farklı araçlar kullanmak gerektiğinin de bilincinde olmalıyız.
1920’lerdeki hatta 1930'lardaki; çağdaş uygarlık düzeyi ile bugünkü çağdaş uygarlık düzeyinin aynı olduğunu söyleyebilir miyiz?
O’nu bugün yaşatan ve yarınlarda da yaşatacak olan temel öğe; TUTARLI, DENGELİ ve UYGULANABİLİR BİR DÜŞÜNCE SİSTEMİNE SAHİP OLMASIDIR.
Biz bu sisteme; ”ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİ” diyoruz. Atatürkçülük ve Atatürkçü düşünce sistemi kavramları, günlük yaşantımızda da sıkça kullanılmaktadır.
Bu kavramlar, Anayasamızın, fikri özünü oluşturmasının yanında, toplum yaşamımızı yönlendiren, birçok önemli yasada da belirleyici, yönlendirici ve yol gösterici nitelikleri ile kullanılarak, kurumsallaştırılmıştır.
“Atatürkçü Düşünce”; Mustafa Kemal Atatürk’ün, kaynağını ve gücünü Türk Ulusu’ndan, O’nun binlerce yıllık tarihi geçmişinden ve kültüründen aldığı; günümüz koşullarına, akla, mantığa, Türk Ulusu’nun ihtiyaçlarına, isteklerine, yetenek ve becerilerine, çağdaş bilim ve teknolojinin gereklerine uygun biçimde geliştirdiği; Türk İnsanının ve Türk toplumunun davranış ve faaliyetlerini, Türk Milli Hedefleri doğrultusunda, yönlendirmek ve yönetmek için ortaya koyduğu, düşünce ve görüşlerin tümüdür.
            Atatürkçü düşünceyi, bir bütün olarak, kendisine yaşam biçimi olarak seçmiş ve uygulamakta olan kişiyi; ”Atatürkçü”,  Atatürkçülerin topluca ve bir bütünlük içinde ki davranış ve eylemlerini de “Atatürkçülük” olarak tanımlamalıyız.
            Atatürkçü düşüncenin en büyük özelliği; günümüze dek, kitleleri yönlendiren düşünce sistemlerinin dışında, tümüyle Türklüğe özgü, MİLLİ bir karakter taşımasıdır.
            Atatürkçü Düşünce, Türk Toplumunu her alanda geliştirmeyi hedef almasına karşın; Evren-Dünya-İnsan ve Toplum’a ilişkin ortaya koyduğu fikirleri ve özellikle “Millet Egemenliği”, ”Milli Hâkimiyet” ve “Tam Bağımsızlık” gibi, temel düşünceleri ile artık bizim malımız olmaktan çıkmıştır. Evrensel boyutlara ulaşarak, Dünya uluslarının ortak malı olmuştur.
            Ulusumuz, Atatürkçü Düşünce sistemini yaşama geçirecek teşkilatları, Anayasa ve Yasalarla kurarak, güvence altına almıştır. Bu yasalar hazırlanırken, Atatürk ilkeleri esas alınmıştır.
            Atatürkçülük; Atatürk’ün gerçekleştirdiği devrime, ortaya koyduğu düzene sahip çıkmak ve bu düzenin çağdaş uygarlık doğrultusunda geliştirilmesine çalışmaktır.
Atatürkçülük; Atatürk’ün yaptıklarını; bilmek, kabul etmek, benimsemek, uygulamak ve getirdiklerini daha ileriye götürmek için çaba harcamaktır.

Atatürkçülük, iki ana öğeden oluşur:
1.            Temelinde “Kurtuluş Savaşı’nın harcı” vardır, “Tam Bağımsızlığı” hedef alır ve “Emperyalizm”e karşıdır.


23 Kasım 2011 Çarşamba

78-HEDEF ATATÜRK MÜ? TÜRK DEVRİMİ Mİ?




HEDEF ATATÜRK MÜ?  TÜRK DEVRİMİ Mİ?



       Ülkemiz bir tarih yaşamaktadır…

Bunun adına DÖNÜŞÜM MÜ,  YENİDEN YAPILANMA MI, KARŞI DEVRİM Mİ demeliyiz?

Kürt Açılımı, Ermeni Açılımı, Kıbrıs Açılımı yetmedi; Şimdi de Dersim Açılımı, Şeyh Sait Açılımı, İskilipli Hoca gibi Hainler açılımı başlamıştır…

Asteğmen KUBİLAY’IN kafasını kesen Derviş Mehmet’in mağdur edildiği vurgulanacak, Sıkıyönetim Mahkemesi Başkanı Muğlalı şahsında Türkiye Cumhuriyeti mahkûm edilecek.

İnönü ve Atatürk’ün mahkûm edilmesine sıra gelecek…

Osmanlı Açılımı ardından, Vahdettin, Osmanlı Hanedanı ve Son Halife Abdülmecit’ten özür dilemeye sıra gelecek…

OSMANLI DEVLET’İNİN YIKILMASI VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KURULMASI HATTA KURTULUŞ SAVAŞI SORGULANACAKTIR…

SORUMLU GÖRÜLENLER, MAHKUM EDİLECEKTİR…

Ne oluyoruz?

İntikam mı alınıyor?

Rövanş mı alınıyor?

Bunun adı; acıları paylaşmak değil, yaraları kaşımak ve Mustafa Kemal ATATÜRK dönemini kötüleme, yok sayma ve mahkûm etme eylemidir…


18 Kasım 2011 Cuma

77- DİNÇER ÖZYÜNLÜ ÖĞRETMENİMİZİ ZİYARET

17 KASIM günü öğleden sonra, arkadaşlarım; Mevlüt YEŞİLYUT, Baki ÖZALP, Bülent ZENGİNYÜREK, Hasgül KARAKAŞOĞLU, Bülent OLÇUN ve Fevzi Aydın'la birlikte Rahatsız olan Erzincan Askeri Lisesinden Coğrafya Öğretmenimiz Dinçer ÖZYÜNLÜ'YÜ evinde ziyaret ettik...
Hocamızın iyileşmekte oluşunu görmek, bizleri sevindirdi...
Öğretmenimizin bizler yanındaki mutluluğu de bizleri ayrıca memnun etti...
Hocamızın nefis ikramı ve güzel bir sohbetten sonra, bir buçuk saat kaldığımız evinden, öğretmenimize sağlık ve afiyet dileyerek ayrıldık...

9 Kasım 2011 Çarşamba

76- NÖBETÇİ MİLLET!

Bir ülkenin onurunu ve saygınlığını koruyarak, nasıl değiştirileceğini, dönüştürüleceğini, nasıl çağdaş ve örnek cumhuriyet haline getirilebileceğini; hem tarih yazarak hem de tarihe not düşerek gösteren Atatürk’ü, aramızdan ayrılışının 73’üncü yılında; özlemle, minnetle, şükranla anıyor ve arıyoruz.
Ahmet AVCI

NÖBETÇİ MİLLET

Behçet Kemal ÇAĞLAR

Yaradan hey Yaradan!
Dört yıl değil bin yıl geçse aradan
Sensin ateş diye kanımızdaki
Sesin ışık diye önümüzdeki!
Ey yanımızdaki

Beş on mermere, bir avuç toprağa sığan
Sınırsız mavi umman hey!

Yeni kıyılar bulur, yeni yarlar kazardın
Sen her köpürüp taşmanda;
Her konuşmanda
Milletin alın yazısını yeniden yazardın.

Bakışların inanmayanı ezerdi
Sağ kolun bir tırpana benzerdi:
Başlardı yurt tarlasında düşüncenin hasadı.
Cümlelerin ya örsten kalkardı
Ya çıkardı kından.

Başak saçların sarkardı harman alnından:
Halk, biçilmiş ekin gibi, düşerdi dizlerine.
Milyonlar katılırdı sözlerine
Mıknatısa koşan zerreler gibi.
Köhne kanaatler, köhne küreler gibi
Sözünde çarpışıp düşerdi.

Tam sustuğun gün kıyamet oldu
Tam konuştuğun anlarsa mahşerdi:
Rab, gökte "dinleyin" derdi meleklerine;
Yıldızlar girerdi yeni mahreklerine;
Nehirler kavuşurdu yeni denizlerine:
Halk biçilmiş ekin gibi düşerdi dizlerine.

Şimdi nöbetçi olmak için Anıtkabrine
Tamamlayabilmek için tavafını
Sarmış yalın kılıçlar gibi etrafını
Tutuyor nöbet.

Bu millet:
Bu, vaktiyle ayaklarını ummanlar yalayan
Bu, üç kıtayı atının nallarıyla damgalayan
Bu, Timur'u, Atilla'yı, Oğuz'u
Bu, Yıldırım'ı, Fatih'i, Yavuz'u
Bu, seni yetiştiren ulu millet.

Vakar ve haysiyetle dimdik
Uyanık, tetik
Anıtkabirinde tutuyor nöbet.

Dünya dönüp dolaşıp
Boğazlaşıp dalaşıp
Ergeç ve ancak
Milli misaklarda karar kılacak.

Ey en büyük usta!
Düşünen olmadı bu hususta
Senden evvel ve senden ileri.

İlk müjdeyi, ilk haberi
Senden almıştı cihan
Ta o zamandan
Anlayamadığına yansın.

Sen, dünyanın dönüp dolaşıp geleceği
Uğrunda milyonların seve seve öleceği
En büyük maksat için
Dünyaya ilk karşı koyansın.

Nasıl içimizdeysen bütün varınla
İşte öylece dünya davalarındasın!

O ışık saçların, o alev sözlerinle
O gök gözlerinle sen.
Ey ıssız geceler içinden
Bize eşsiz sabahı getiren!

Ey asırlardır dul bayrağın eşi
Ey gece yarılarımızın güneşi
Ey ışık saçlar
Ey yele kaşlar
Ey çekilmiş hançer bakışlar
Ey fikri döven şakaklar
Ey kalem parmaklar
Ey ay-yıldızlı el
Ey en güzel
Ey en büyük
Ey Atatürk!

Getir dudaklarını bir bir alnımıza koy
Dağlansın ateşinle bu soy.
Oy Atatürk oy...

İrkilmez Ata çocuğu irkilmez:
Zapt edilmez, Atam, zapt edilmez
Biz varken senin hisarının burçları:
Bakışlarımız kılıç uçları
Bekliyoruz devrimini biz.
Çökmeyeceğiz diz
İsterse hayat zehrolsun
İsterse refah kahrolsun
İsterse kurşun düşsün yanımıza belimize

İsterse geçinmek için bir dilim
Kuru ekmek geçmesin elimize.

Halel gelmez bizim ateşimize;
Dünya düşse peşimize
Yer sarsılsa yerinden
Ne senden geçeriz, ne senin eserinden.

Behçet Kemal ÇAĞLAR


5 Kasım 2011 Cumartesi

75- MUSTAFA KEMAL ATATÜRK NELER YAPMIŞTIR

Ahmet AVCI
5 KASIM 2011

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK NELER YAPMIŞTIR?


Liseyi, Erzincan Askeri Lisesinde okudum. Türkçe ve Kompozisyon öğretmenimiz Yüzbaşı Hüseyin AĞCA idi. Allah Selamet versin, şimdi, Ankara’da yaşamakta ve hala öğrenci öğretmen dostluğumuz sürmektedir. Ben de her fırsatta elini öper hayır dualarını alırım…
Hiç unutmuyorum, bir kompozisyon sınavında “Atatürk neler yapmıştır?” diye sormuştu…
Herkes gibi ben de bir şeyler yazdım ve ZAYIF not aldım… En yüksek notu da “NELER YAPMADI Kİ” diye yazan arkadaşımız almıştı… Öyle şeyler yazılmıştı ki… Halide edip’i bile işin içine karıştıranlar da vardı…
Öğretmenimiz notları okuduktan sonra; “En yüksek notu; “ATATÜRK NELER YAPMADI Kİ DİYENE VERDEM AMA BU YANIT BİLE ATATÜRK’ÜN YAPTIKLARINI ANLATMAYA YETMEZ” dedi ve uzun uzun ATATÜRK’Ü ve YAPTIKLARINI anlattı…
Neler anlattığını doğal olarak şimdi anımsamıyorum, ama bu içime dert oldu ve o günden bu yana “Atatürk” konusunu kendimce araştırmaya yöneldim…
Hatta emeklilikten sonra yedi yıl da Ege Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp tarihi Bölümünde, Okutmanlık yaptım.
Şimdi de ben “ATATÜRK NELER YAPMIŞTIR?” sorusuna kendimce yanıt bulmaya çalışıyorum.
Bu yazımı, Değerli Öğretmenim Hüseyin AĞCA’ YA sunuyorum. Bakalım bu kez geçer not alabilecek miyim?

ATATÜRK NELER YAPMIŞTIR? YA DA NELER YAPTIĞI İÇİN ATATÜRK OLMUŞTUR?

1. YARI SÖMÜRGE DURUMUNDAKİ BİR ÜLKEYİ BAĞIMSIZLAŞTIRMIŞTIR.

Beynimizi ve vicdanımızı; Arap’ın, Ülkemizi; Emperyalistlerin işgalinden kurtararak, Yarı Sömürge durumundaki ve etrafı düşmanlarla çevrili bir devleti bağımsızlaştırmış ve çevresi dost ülkelerle çevrili bir Cumhuriyet devleti kurmuştur. Böylece sömürgecilikten yeni kurtulmuş ya da kurtulmakta olan ülkelerle birlikte tüm dünyaya örnek olmuştur.

2.  

Blog Arşivi

Katkıda bulunanlar